"Terörsüz Türkiye" sürecinin en önemli hukuki aşamalarından biri olarak değerlendirilen "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. TBMM'nin resmi açıklamasına göre düzenleme; PKK/KCK ve bağlantılı oluşumların fiili varlıklarına son verdiklerinin ve silahlarını teslim ettiklerinin tespit edilmesinin ardından uygulanacak soruşturma, kovuşturma ve infaz hükümlerini düzenliyor.
TBMM Genel Kurulu'ndaki elektronik oylamada 562 milletvekili oy kullandı. Kanun 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oyla kabul edildi. 31 milletvekili oylamaya katılmadı.
Kanunun hukuki sonuçlarını değerlendiren Av. Hakan Varan, düzenlemenin yalnızca "af var mı, yok mu?" tartışması üzerinden okunmasının yeterli olmayacağını; soruşturma, kovuşturma, infaz, hak yoksunlukları ve başvuru şartlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
YASANIN UYGULANMASI İÇİN ÖNCE MGK KARARI GEREKİYOR
Varan'ın değerlendirmesine göre kanundaki en önemli ayrımlardan biri, kanunun yürürlüğe girmesi ile düzenlemenin esas hükümlerinin uygulanmaya başlanmasının aynı şey olmaması.
Kanundaki soruşturma, kovuşturma ve infaz erteleme hükümlerinin uygulanabilmesi için PKK/KCK ve bağlantılı tüm oluşumların fiili varlıklarına son verdiklerinin ve kontrollerindeki silah ve mühimmatı teslim ettiklerinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerekiyor. Bu tespitin daha sonra Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi ve MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanması şartı aranıyor.
KİMLER VE HANGİ SUÇLAR KAPSAMA GİRİYOR?
Av. Hakan Varan, düzenlemenin bütün terör suçları açısından genel ve sınırsız bir uygulama getirmediğine dikkat çekti.
Kanun; PKK/KCK'yı kurma veya yönetme, örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, örgüt propagandası yapma, örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ile örgüt lehine işlenen ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında bulunan suçlarla sınırlı bir kapsam oluşturuyor.
1. MADDE: AMAÇ VE KAPSAM BELİRLENİYOR
Kanunun ilk maddesi düzenlemenin hangi koşullarda ve hangi suçlar açısından uygulanacağını belirliyor.
Varan, burada temel hukuki şartın örgütün fiili varlığına son verdiğine ve silahlarını teslim ettiğine ilişkin güvenlik tespitinin MGK kararıyla teyit edilmesi olduğuna işaret etti. Bu aşama gerçekleşmeden soruşturma, kovuşturma ve infaz ertelemelerinin esas hükümleri uygulanamayacak.
2. MADDE: 'ÖRGÜT' VE 'KURUL' TANIMLANIYOR
İkinci maddede kanun içerisindeki temel kavramların hukuki karşılığı belirleniyor.
Kanunda "örgüt", PKK/KCK ve bununla bağlantılı her türlü oluşumu; "Kurul" ise kanunun ilerleyen maddelerinde düzenlenen ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında oluşturulacak yapıyı ifade ediyor.
3. MADDE: SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMALAR 5 VEYA 10 YIL ERTELENECEK
Varan, düzenlemenin hukuki sonuçları bakımından en önemli maddelerinden birinin üçüncü madde olduğunu belirtti.
Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren kapsam dahilindeki suçlarda yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl; 15 yıldan fazla hapis, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda ise 10 yıl süreyle ertelenecek.
Ancak burada önemli istisnalar bulunuyor. Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar bu ertelemeden yararlanamayacak.
ZAMANAŞIMI DURACAK, DELİLLER KORUNACAK
Varan, ertelemenin dosyanın tamamen ortadan kalkması anlamına gelmediğine dikkat çekti.
Erteleme süresinde dava zamanaşımı işlemeyecek, dosyalar ve suçun ispatında kullanılabilecek deliller muhafaza edilecek. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında ise tasfiye kararı verilerek bunların Hazine'ye irat kaydedilmesi öngörülüyor.
Cumhuriyet savcısının verdiği erteleme kararına iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğinde; mahkeme tarafından verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararına karşı da iki hafta içerisinde itiraz edilebilecek.
YENİ SORUŞTURMALARDA 'KURUL İZNİ' ŞARTI
MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından önce işlenmiş ancak daha sonra soruşturulacak ve kanun kapsamına giren suçlar bakımından yeni bir mekanizma da öngörülüyor.
Bu suçlarla ilgili MGK kararından sonra başlatılacak soruşturmaların yürütülmesi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında oluşturulacak Kurulun iznine bağlı olacak.
Varan, bu hükmün kanunun uygulamasında en fazla hukuki tartışma yaratabilecek başlıklardan biri olabileceğini değerlendirerek, ceza soruşturması ile idari-siyasi karar mekanizmaları arasındaki sınırın uygulamada hassasiyetle korunmasının önem taşıdığına dikkat çekti.
4. MADDE: TUTUKLAMA VE ADLİ KONTROL TEDBİRLERİ YENİDEN DEĞERLENDİRİLECEK
Kanun kapsamında erteleme kararı verilebilecek suçlardan dolayı uygulanmış tutuklama ve adli kontrol tedbirleri yeniden değerlendirilecek.
Dosyanın bulunduğu aşamaya göre hâkim veya mahkeme, bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay'ın ilgili ceza dairesi şartların bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verebilecek. İstinaf veya temyizde bulunan kapsamdaki dosyalar açısından da bozma kararı verilmesi öngörülüyor.
5. MADDE: YENİ TERÖR SUÇU İŞLEYEN HAKKINI KAYBEDECEK
Erteleme kararları özel bir sisteme kaydedilecek.
Erteleme süresi içerisinde yeni bir terör suçu işlenmesi halinde erteleme kararı kaldırılacak ve soruşturma veya kovuşturma kaldığı yerden devam edecek. Mahkûmiyet halinde ise yeni cezanın infazı kanundaki erteleme hükümlerinden yararlanamayacak.
Buna karşılık 5 veya 10 yıllık süre yeni bir terör suçu işlenmeden geçirilirse soruşturma aşamasındaki dosyada kovuşturmaya yer olmadığına, dava aşamasındaki dosyada ise davanın düşmesine karar verilecek.
6. MADDE: KESİNLEŞMİŞ CEZALARIN İNFAZI DA ERTELENECEK
Av. Hakan Varan, kamuoyunda "af" tartışmasının yoğunlaştığı maddelerden birinin de altıncı madde olduğunu belirtti.
Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların cezalarının infazı 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilenlerin infazı ise 10 yıl süreyle ertelenecek. Kararı infaz hâkimi verecek.
KASTEN ÖLDÜRME SUÇU İNFAZ ERTELEMESİNDEN YARARLANAMAYACAK
Varan, bu noktada kamuoyunda oluşabilecek yanlış anlamaların önüne geçilmesi gerektiğini belirterek, örgüt faaliyetleri kapsamında işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm edilenlerin infaz ertelemesinden yararlanamayacağını vurguladı.
Aynı şekilde 1 Haziran 2005'ten önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilenler de bu ertelemenin dışında bulunuyor.
5 VEYA 10 YILIN SONUNDA CEZA 'İNFAZ EDİLMİŞ' SAYILACAK
İnfaz ertelemesi açısından önemli hukuki sonuçlardan biri de erteleme süresinin nasıl tamamlanacağı.
İnfazı ertelenen kişi bu süre içerisinde yeni bir terör suçu işlerse erteleme kaldırılacak ve cezanın infazına devam edilecek. Ancak 5 veya 10 yıllık süre yeni bir terör suçu işlenmeden tamamlanırsa verilen ceza infaz edilmiş sayılacak.
Varan'a göre kamuoyundaki "af mı, değil mi?" tartışmasının önemli hukuki dayanaklarından biri de tam olarak bu sonuç.
Kanun metni doğrudan "genel af" ifadesini kullanmasa da bir cezanın cezaevinde infaz edilmeksizin belirli şartların gerçekleşmesi sonucunda "infaz edilmiş sayılmasının" hukuki niteliğinin ceza ve anayasa hukuku bakımından ayrıca tartışılması gerektiğini ifade eden Varan, kavramlardan çok düzenlemenin doğurduğu hukuki sonuca bakılması gerektiğini değerlendirdi.
7. MADDE: SÜRECİ CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI BAŞKANLIĞINDAKİ KURUL TAKİP EDECEK
Kanunun uygulanmasını takip etmek ve koordinasyonu sağlamak üzere Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir Kurul oluşturulacak.
Kurulda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri yer alacak. Kurul alt komisyonlar oluşturabilecek ve ihtiyaç halinde farklı kurumların temsilcilerini toplantılara davet edebilecek.
Kurul, örgütün tasfiyesine ilişkin gelişmeleri ve gözlem raporlarını dönemsel olarak değerlendirecek, gerekli görürse adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunabilecek.
HAK YOKSUNLUKLARI DA KALDIRILABİLECEK
Kanun yalnızca ceza ve infaz ertelemesi düzenlemiyor. Belirli şartlarda mahkûmiyet veya devam eden ceza süreçlerinden kaynaklanan hak yoksunluklarının ortadan kaldırılması da mümkün olacak.
Kurul, gerekli gördüğünde ilgili yargı mercilerinden hak yoksunluklarının kaldırılmasını talep edebilecek. 5 yıllık ertelemelerde en az 2 yıl, 10 yıllık ertelemelerde ise en az 3 yıl geçmesi gerekiyor. Nihai kararı yine ilgili yargı merci verecek.
TBMM'DE İZLEME KOMİSYONU KURULACAK
Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki Kurul, faaliyetleri hakkında TBMM'yi düzenli olarak bilgilendirecek.
TBMM Başkanlığı da kanunun uygulanmasını takip etmek amacıyla ayrı bir İzleme Komisyonu kuracak. Komisyon gelişmeleri izleyecek ve tavsiyelerde bulunabilecek.
8. MADDE: TESLİM EDİLEN SİLAHLAR KAYIT ALTINA ALINACAK
Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberlerinde getirdiği veya beyan ettiği silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı ve diğer malzemeler kayıt altına alınacak.
Bu işlemlerin usul ve esasları güvenlik kurumlarının görüşleri alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenecek.
9. MADDE: 6 AYLIK BAŞVURU SÜRESİNE DİKKAT
Av. Hakan Varan, kanunun kamuoyunda en fazla yanlış anlaşılabilecek noktalarından birinin 6 aylık başvuru süresi olduğunu belirtti.
Bu süre kanunun TBMM'de kabul edildiği 10 Ağustos'tan itibaren başlamıyor. Kanundaki hükümlerden yararlanmak isteyenlerin başvuru süresi, örgütün fiili varlığının sona ermesi ve silahlarını teslim etmesine ilişkin güvenlik tespitini teyit eden MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasının ardından başlayacak.
Başvurular 6 ay içerisinde bulunulan yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına veya Kurul tarafından görevlendirilecek kurumlara yazılı olarak yapılacak.
10. MADDE: GÖREV ALANLARA HUKUKİ, İDARİ VE CEZAİ GÜVENCE
Kanunun en fazla tartışılması beklenen hükümlerinden biri de 10'uncu maddede yer alıyor.
Kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin, bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğunun doğmayacağı hüküm altına alındı.
Varan, bu düzenlemenin uygulamasında "hukuki güvence" ile "denetimsizlik" arasındaki sınırın açık tutulmasının hukuk devleti bakımından önem taşıdığını değerlendirerek, hiçbir kanun hükmünün hukuka aykırı işlemleri sınırsız biçimde koruyan bir yorumla uygulanmaması gerektiğine dikkat çekti.
11. MADDE: YÜRÜRLÜK
Kanunun 11'inci maddesi yürürlüğü düzenliyor.
Ancak burada güncel hukuki durum açısından önemli bir ayrıntı bulunuyor. TBMM'nin resmi kayıtlarına göre 7595 sayılı Kanun, 10 Ağustos 2026'da kabul edilerek 11 Ağustos'ta Cumhurbaşkanlığına gönderildi. 11 Ağustos itibarıyla TBMM kayıtlarında henüz Resmî Gazete'de yayımlandığına ilişkin tarih ve sayı bulunmuyor. Dolayısıyla "TBMM'de kabul edilerek yasalaştı" ifadesi doğru olmakla birlikte, "yürürlüğe girdi" denilebilmesi için Resmî Gazete'de yayımlanma aşamasının tamamlanması gerekiyor.
12. MADDE: KANUNU CUMHURBAŞKANI YÜRÜTECEK
Kanunun son maddesi yürütmeye ilişkin hükmü içeriyor. Düzenlemenin hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütecek. Kanunun temel uygulama mekanizması ise yine MGK tarafından yapılacak teyidin Resmî Gazete'de yayımlanmasının ardından işlemeye başlayacak.
VARAN: 'TARTIŞMAYI SADECE "AF MI, DEĞİL Mİ?" SORUSUNA İNDİRGEMEMEK GEREKİYOR'
Av. Hakan Varan, düzenlemenin doğrudan "genel af" şeklinde adlandırılmadığını ancak hukuki sonuçlarının dikkatle incelenmesi gerektiğini değerlendirdi.
Varan'a göre, soruşturmanın sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, açılmış davanın düşmesi ve kesinleşmiş bir cezanın 5 veya 10 yıllık sürenin ardından infaz edilmiş sayılması gibi sonuçlar nedeniyle "af" tartışmasının neden ortaya çıktığını da görmezden gelmemek gerekiyor.
Bu nedenle tartışmanın yalnızca kanunda "af" kelimesinin bulunup bulunmadığı üzerinden değil, düzenlemenin ceza sorumluluğu, mahkûmiyet ve infaz bakımından ortaya çıkardığı fiili ve hukuki sonuçlar üzerinden yürütülmesinin daha doğru olacağını belirten Varan, uygulamanın Anayasa, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, eşitlik ilkesi ve toplumun adalet duygusu bakımından da yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
'ASİL HUKUKİ SINAV UYGULAMADA VERİLECEK'
Varan, 12 maddelik düzenlemenin kabul edilmesiyle hukuki sürecin bitmediğini, aksine uygulamanın nasıl yapılacağının bundan sonraki dönemin en önemli başlığı olacağını değerlendirdi.
Terörün sona ermesi ve silahların susmasının toplumun ortak beklentisi olduğunu belirten Varan, bu hedef gerçekleştirilirken hukuk devleti ilkelerinin korunmasının önemine dikkat çekti.
Varan, sürecin hukuki açıdan sağlıklı işlemesinin; kanunun kimlere, hangi şartlarla ve hangi objektif kriterlerle uygulanacağının açık olması, yargı mercilerinin bağımsızlığının korunması ve kamuoyunun süreç hakkında şeffaf biçimde bilgilendirilmesiyle mümkün olacağını kaydetti.
Kaynak : PERRE