Av. Hakan Varan: ‘Çocuk Adaletinde’ amaç, çocuğu suçtan kurtarmak olmalıdır

ADIYAMAN (PERRE) - (Şeriban ÖZÇAKMAK) - TBMM gündemindeki çocuk adaletine ilişkin kanun teklifini değerlendiren Avukat Hakan Varan, Türkiye'de çocukların suç işlediğinde hiçbir ceza almadığı yönündeki yaygın kanaatin hukukî gerçeklerle örtüşmediğini belirtti.

Güncel - 22-07-2026 18:22

TBMM gündemindeki çocuk adaletine ilişkin kanun teklifini Yamanhaber.com.tr sitesindeki köşe yazısında değerlendiren Avukat Hakan Varan, kamuoyuna "İspanya modeli" olarak sunulan düzenlemenin bazı rehabilitasyon hükümlerinde İspanyol sisteminden yararlandığını ancak çocuklara uygulanacak cezaların ağırlaştırılması bakımından bu modelden önemli ölçüde ayrıldığını söyledi. Varan, "Bir suçun ağır olması, onu işleyen 15 yaşındaki çocuğu hukukî, psikolojik ve biyolojik olarak bir anda yetişkine dönüştürmez. Hukuk mağdurun hakkını korurken çocuğu suça sürükleyen şartları da ortadan kaldırmalıdır" dedi.

Mevcut sistemde 12 yaşından küçük çocukların ceza sorumluluğunun bulunmadığını hatırlatan Varan, 12-15 yaş grubundaki çocukların ise işledikleri fiilin anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneklerine göre ceza sorumluluğu taşıyabildiğini söyledi. Varan, 15-18 yaş arasındaki çocukların da açık biçimde ceza sorumluluğuna sahip olduğunu ancak çocuk olmaları nedeniyle yetişkinlerden farklı bir ceza rejimine tabi tutulduklarını ifade etti.

"HUKUKUMUZDA 'ÇOCUK SUÇLU' TANIMI BULUNMUYOR"

Türk hukukunda "çocuk suçlu" şeklinde bir tanım bulunmadığını belirten Varan, Çocuk Koruma Kanunu'nun "suça sürüklenen çocuk" kavramını kullandığını hatırlattı. Varan, "Suçluluk ancak kesinleşmiş mahkeme kararıyla ortaya çıkar. Hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen bir çocuğun daha yargılama başlamadan suçlu ilan edilmesi, masumiyet karinesiyle bağdaşmaz" dedi.

Kanun teklifinde "suça sürüklenen çocuk" ifadesinin "adli süreçteki çocuk" şeklinde değiştirilmesinin öngörüldüğünü belirten Varan, şu değerlendirmede bulundu: "Adli süreçteki çocuk ifadesi daha tarafsız görünse de mağdur, tanık, korunmaya muhtaç çocuk ile hakkında suç isnadı bulunan çocuğu birbirinden ayırmak bakımından yeterince açık değildir. Asıl mesele kavramı değiştirmek değil, çocuğu etkili bir uzmanlık ve koruma sistemi içerisinde değerlendirmektir."

"12 YAŞINDAN KÜÇÜK ÇOCUĞA CEZA VERİLMEZ ANCAK DEVLET MÜDAHALESİZ KALAMAZ"

Türk Ceza Kanunu'na göre fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış çocuk hakkında ceza kovuşturması yapılamayacağını ve hapis cezası verilemeyeceğini belirten Varan, bunun çocuğun hiçbir işleme tabi tutulmadan evine gönderileceği anlamına gelmediğini söyledi.

Varan, "Bu çocuklar hakkında danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma gibi koruyucu ve destekleyici tedbirler uygulanabilir. Ceza verilmemesi ile hiçbir işlem yapılmaması aynı şey değildir. Devlet cezalandırıcı değil, koruyucu ve iyileştirici biçimde müdahale etmek zorundadır" ifadelerini kullandı.

Hukukun 11 yaşındaki bir çocukla yetişkin bir kişinin irade, muhakeme ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini aynı kabul etmediğini vurgulayan Varan, ceza sorumluluğunun bulunmamasının mağdurun acısının önemsiz olduğu anlamına gelmediğini kaydetti.

"12-15 YAŞ GRUBU OTOMATİK OLARAK CEZASIZ DEĞİLDİR"

Kamuoyundaki en büyük yanlışlığın 12-15 yaş grubuyla ilgili olduğunu belirten Varan, bu çocukların otomatik olarak cezasız olmadığını söyledi. Mahkemenin çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığını ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediğini araştırdığını ifade eden Varan, şunları kaydetti:

"Çocuğun bu yeteneklerinin gelişmediği tespit edilirse ceza sorumluluğu bulunmaz ancak güvenlik tedbirleri uygulanır. Buna karşılık çocuk fiilin anlamını kavrıyor ve davranışlarını yönlendirebiliyorsa ceza sorumluluğu vardır." Mevcut sistemde 12-15 yaş grubundaki çocukların ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda 12 yıldan 15 yıla, müebbet gerektiren suçlarda ise 9 yıldan 11 yıla kadar hapis cezası alabildiğini hatırlatan Varan, "15 yaşından küçük çocuk ne yaparsa yapsın ceza almıyor şeklindeki ifade hukukî bakımdan doğru değildir" dedi.

"15-18 YAŞ ARASINDA CEZASIZLIK DEĞİL, AZALTILMIŞ CEZA SORUMLULUĞU VARDIR"

15-18 yaş arasındaki çocukların ceza sorumluluğunun bulunduğunu belirten Varan, bu yaş grubunda ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda 18 yıldan 24 yıla, müebbet gerektiren suçlarda ise 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilebildiğini söyledi.

Varan, "Burada cezasızlık değil, çocuğa özgü azaltılmış ceza sorumluluğu vardır. Çocuk fiilinden sorumlu tutulmakta ancak kişiliği ve muhakeme gücü gelişme hâlinde olduğu için yetişkinle aynı ceza rejimine tabi olmamaktadır" diye konuştu.

YENİ TEKLİF CEZALARI AĞIRLAŞTIRIYOR

TBMM gündemindeki teklifin çocuklara uygulanabilecek cezalarda önemli artışlar öngördüğünü belirten Varan, 12-15 yaş grubunda ağırlaştırılmış müebbet yerine verilen cezanın 13-18 yıla, müebbet yerine verilen cezanın ise 10-12 yıla çıkarılmak istendiğini aktardı.

Bu yaş grubunda diğer suçlar bakımından uygulanabilecek azami cezanın 7 yıldan 9 yıla yükseltilmesinin öngörüldüğünü belirten Varan, 15-18 yaş grubunda ise ağırlaştırılmış müebbet yerine verilen cezanın 19-27 yıla, müebbet yerine verilen cezanın da 15-18 yıla çıkarılmasının teklif edildiğini söyledi. Teklifin en tartışmalı yönünün yalnızca ceza sürelerinin artırılması olmadığını ifade eden Varan, kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında hâkime yaş küçüklüğü indirimini tamamen kaldırma yetkisi verilmek istendiğini belirtti.

"HÂKİME ÇOCUĞU YETİŞKİN GİBİ CEZALANDIRMA YETKİSİ VERİLİYOR"

Hâkimin suçun amacı, saiki, işleniş biçimi, kasta dayalı kusurun ağırlığı ve çocuğun önceki mahkûmiyetlerini dikkate alarak yaş küçüklüğü indirimini uygulamayabileceğini belirten Varan, şöyle konuştu: "Böyle bir durumda 15-18 yaşındaki çocuk, yetişkinler için öngörülen müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilecektir. Bir suçun ağır ve toplum vicdanını yaralayıcı olması, çocuğun gelişimsel durumunu ortadan kaldırmaz. Bir suçun ağır olması, onu işleyen 15 yaşındaki çocuğu biyolojik, psikolojik ve hukukî olarak bir anda yetişkine dönüştürmez."

Teklifle tekerrür yaşının da 18'den 15'e indirilmesinin öngörüldüğünü hatırlatan Varan, çocukluk döneminde işlenen suçun kişinin yetişkinlik hayatına daha ağır infaz sonuçlarıyla taşınmasının yeniden topluma kazandırma ilkesi bakımından tartışmalı olduğunu söyledi.

SOSYAL İNCELEME VE REHABİLİTASYON HÜKÜMLERİ OLUMLU

Teklifin yalnızca ceza artışlarından oluşmadığını belirten Varan, çocuklar hakkında sosyal inceleme yapılmasını zorunlu hâle getiren, uzmanların sürece katılımını artıran ve kurumlar arasında koordinasyon öngören hükümlerin önemli olduğunu ifade etti.

Varan, "Çocuğun yalnızca işlediği fiile değil; ailesine, eğitim hayatına, bağımlılık durumuna, yaşadığı çevreye ve suç örgütleriyle ilişkisine de bakılmalıdır. Çocuk mahkeme salonunda görülüp ardından aynı suç ortamına gönderilirse ceza verilmiş olur ancak sorun çözülmüş olmaz" dedi.

Ateşli silahını gerekli şekilde muhafaza etmeyerek çocuğun eline geçmesine neden olan kişiye ceza verilmesi ile çocuklara bıçak ve benzeri aletlerin satışının yasaklanmasına yönelik düzenlemeleri olumlu bulduğunu belirten Varan, şunları söyledi: "Çocuğun eline silah veren, onu suçta kullanan, çeteye dâhil eden veya suç işlemeye yönlendiren yetişkinin sorumluluğu çocuğun sorumluluğundan daha hafif ele alınamaz. Çocuğu cezalandırırken onu suçun içine çeken yetişkinleri görmezden gelmek adalet değildir."

"İSPANYA'DA ÇOCUKLAR CEZASIZ DEĞİL"

Teklifin "İspanya modeli" olarak sunulmasını da değerlendiren Varan, İspanya'da ceza sorumluluğunun 14 yaşında başladığını söyledi. İspanya'da 14 yaşından küçük çocukların ceza yargılamasına tabi tutulmadığını, 14-18 yaş arasındaki çocukların ise yetişkin ceza kanunu kapsamında değil, çocuklara özgü ayrı bir sistem içinde yargılandığını ifade eden Varan, bu sistemin eğitim, rehabilitasyon ve çocuğun ailevî ve sosyal şartlarının değerlendirilmesine dayandığını belirtti.

İspanya modelinin cezasızlık anlamına gelmediğini vurgulayan Varan, ağır suç işleyen çocuklara kapalı kurum, denetimli serbestlik, tedavi, toplum yararına çalışma ve eğitim programlarına katılma gibi tedbirlerin uygulanabildiğini söyledi. Kasten öldürme gibi ağır suçlarda 16-17 yaşındaki çocukların 8 yıla kadar kapalı kurumda tutulabildiğini ve ardından 5 yıla kadar denetimli serbestliğe tabi tutulabildiğini aktaran Varan, "İspanya ağır suçları görmezden gelmiyor ancak çocuğu yetişkin ceza rejimine taşımıyor" dedi.

"TEKLİFİN TAMAMI İSPANYA MODELİ DEĞİLDİR"

TBMM'deki düzenlemenin bazı rehabilitasyon ve yönlendirme tedbirlerinde İspanya'dan yararlandığını belirten Varan, çocuklara uygulanacak cezaların artırılması ve çocukluk indirimlerinin kaldırılması bakımından İspanyol sisteminden ayrıldığını söyledi.

Varan, şu değerlendirmeyi yaptı: "İspanya'da 14 yaşından küçük çocuk ceza sorumluluğu dışında tutulmakta ve 18 yaşından küçük herkes çocuk adaleti sistemi içerisinde değerlendirilmektedir. Türkiye'deki teklif ise 12-15 yaş grubundaki çocuğu daha ağır bir yaş kategorisine taşıyabilecek, 15-18 yaşındaki çocuğu da bazı suçlarda yetişkin gibi cezalandırabilecek hükümler içermektedir."

"Bu nedenle teklifin tamamını İspanya modeli olarak sunmak doğru değildir. İspanya'dan alınan kısım yönlendirme, rehabilitasyon, sosyal takip ve toplum temelli tedbirlerdir. Çocuğa yetişkin cezası verilmesinin önünü açan hükümler İspanya modelinin bir parçası değildir."

"TEDBİRLER CEZAYA DÖNÜŞMEMELİ"

Teklifte çocukların spor kulüpleri, gençlik merkezleri, kütüphaneler ve çevre temizliği faaliyetlerinde görevlendirilebilmesinin öngörüldüğünü hatırlatan Varan, bu tedbirlerin çocuğun üstün yararı ve rızası gözetilerek uygulanması gerektiğini söyledi.

İspanyol hukukunda toplum yararına çalışma tedbirinin çocuğun rızasına bağlı olduğunu belirten Varan, "Ceza sorumluluğu olmadığı kabul edilen bir çocuğa 300 saate kadar çalışma yükümlülüğü getirilmesi tedbir adı altında cezaya dönüşmemelidir" dedi. Kitap okumanın da cezalandırma aracı olarak kullanılmaması gerektiğini belirten Varan, eğitim programlarının çocuğun yaşı, ilgisi, ihtiyacı ve uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanması gerektiğini söyledi.

Teklifte çocukların telefon, tablet ve bilgisayarlarının takip yazılımlarıyla 3 aydan 2 yıla kadar izlenmesinin de kişisel verilerin korunması açısından ayrıntılı güvenceye ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Varan, hangi verilerin toplanacağı, kimlerin erişebileceği ve verilerin ne kadar süre saklanacağının açıkça düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.

"SORUN YALNIZCA CEZA SÜRELERİ DEĞİLDİR"

Çocuk adaletinin yalnızca ceza miktarları üzerinden tartışılmasını doğru bulmadığını belirten Varan, sosyal inceleme raporlarının niteliği, uzman eksikliği, okul terkleri, bağımlılık, aile içi şiddet ve çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasının da ele alınması gerektiğini söyledi.

Varan, "Bir çocuk yıllarca cezaevinde kaldıktan sonra aynı sokağa, aynı aile içi şiddete, aynı yoksulluğa ve aynı çeteye dönüyorsa devlet yalnızca cezayı infaz etmiş olur. Çocuğu suça sürükleyen şartları değiştirmiş olmaz. Ceza süresini artırmak kolaydır; zor olan, o çocuğun neden okulda değil de suç örgütünün yanında olduğunu araştırmaktır" dedi.

"MAĞDURUN HAKKI İLE ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI BİRBİRİNE RAKİP DEĞİLDİR"

Bir çocuğun işlediği cinayetin failin yaşı küçük olduğu için küçük bir suç hâline gelmeyeceğini vurgulayan Varan, mağdurun yaşam hakkı ve ailesinin adalet talebinin mutlaka korunması gerektiğini söyledi.

VARAN, AÇIKLAMASINI ŞU SÖZLERLE TAMAMLADI:

"Mağdurun acısı çocuğun yaşına göre azalmaz. Ancak hukuk yalnızca toplumsal öfkeye göre hüküm kuramaz. Türkiye'nin ihtiyacı çocukları cezasız bırakan bir sistem değildir; çocuklara yetişkin cezası vererek kamuoyunun öfkesini geçici olarak yatıştıran bir sistem de çözüm değildir."

"Gerçek çocuk adaleti; çocuğun sorumluluğunu kabul eder, mağdurun hakkını korur, çocuğu suçta kullanan yetişkini cezalandırır, silaha erişimi engeller ve çocuğu eğitimle, tedaviyle ve sosyal takiple yeniden topluma kazandırır." "Çocuğun elindeki bıçağı almak gerekir. Fakat onu o bıçağa götüren eli görmeden yalnızca ceza miktarını büyütmek adalet değildir. Çocuk adaletinin amacı yalnızca çocuğu suçtan dolayı cezalandırmak değil, çocuğu suçtan kurtarmak olmalıdır."

Kaynak : PERRE

Günün Diğer Haberleri