Rukiye Duman Bilgiç
Rukiye Duman Bilgiç
Giriş Tarihi : 14-08-2021 18:32

Kara Büyü

Her insan sevilmeyi , değer görmeyi, varlığının eşsiz olduğunu hissetmeyi,hamurunun kendine özgü olduğunu bilmeyi,yaşama farklı renkler sunmayı ,olduğu gibi kabul görmeyi hak eder.Çünkü yüklendiği misyon ,tutacağı aynalık,gerçekleştireceği esma bambaşkadır.Her birey,vahdaniyetin apayrı bir aynası,bütünün en güzel ve en anlamlı bir parçasıdır.Eğitimden daha önce ve daha derin sorunumuz;özgüven eksikliği ve değersizlik hissidir.Doğduğumuz andan itibaren değersizlik üzerine yetiştiriliyoruz.Varlığımızın anlamı olmadan,söz hakkı tanınmadan,kıyaslanarak,yeteneklerimize hor bakılarak,büyüklerimizin ideallerinden yoksunsa aklımız ;dışlanarak,işe yaramaz modu verilerek;hasıl-ı kelam daha kendimizi tanımadan kendimize nefret besleyerek hayata tutunmaya çalışıyoruz 

.En büyük ve en tehlikeli ölümün kıyas olduğunu bilmeden büyüklerimiz ; şartlarda,fizyolojide,akılda, bedende ortak ve denk olmadığımız insanlarla bizi sürekli mukayese edip öz varlığımıza yabancı kalmamıza sebep olur kendimizle tanışmaya fırsat vermediler .Fark etmeden ilk kıskançlık tohumunu içimize serpip, bizden olmayanı da sevebilme yeteneğini bizden alarak ilk katliamı başlattılar.Bedenen yok etseler;daha az zarar verirlerdi aslında.Çünkü; kendini bilmemek rabbini bilmemeye götürecekti.  

İnsan beş bedenden ibarettir: Enerji beden, Eterik beden , Duygu beden,Zihin beden ve Astral beden.Enerji bedenimiz ,bizden ve karşımızdakilerden sâdır olan sözlerin tesiriyle şekillenir ve vücudumuza enerji yayar.Kelimelerimizin yada ailemizden duyduğumuz enerjisi kirli kelimelerin yaydığı enerji zihinlerimizde kara bir büyü etkisi yapar ve ömür boyu oradan çıkmaz.Hatırlayın bakalım size söylenen aşağılayıcı ,hicvedici ,yok sayıcı,tiksindirici ,kendinizden nefrete sebep olacak kaç kelimeyi unuttunuz.Üzgünüm ki ;zihin unutmak eylemine yabancı;lakin uyuşmak eylemini ise zamanla yerine getirmekte. Bazen küçük bir kelime hayatımızın tamamını elimizden alacak kadar güçlü olabiliyor. 

Her yanlış, bir doğruya götürür insanı. Yanlışı olmadan doğrusu da olmaz insanın; neticede öğrenerek tekâmül edebilecek tek varlıktır. İnsan nasıl yetişiyorsa aynen öyle yetiştiriyor çocuklarını da. Aşağılanarak büyümüş bir anne , aşağılayarak büyütüyor evlatlarını,sevgiyle büyümüş bir baba sevgi dolu yetiştiriyor evlatlarını,dövülen bir eğitimci,dövmenin eğitimin ayrılmaz parçası olduğu hissini sahipleniyor,iş yerinde sınıf ayrımına maruz kalan bir işçi,adaletsizliğin iş dünyasının olmazsa olamazı oluğu bilincine bürünüyor.Hâsıl-ı kelam,herkes yanında bulunandan sarf ediyor hayatı boyunca. 

Yaptığım küçük bir araştırmada edindiğim bilgi şu ki; kişi kendi ailesi tarafından sözcüklerle kendisine yapılan o kara büyüyü çözmediği sürece evlatlarının o tertemiz dünyalarını( bilerek yada bilmeyerek)zehirlemeye devam edecektir. Dövülen anne dövecek, sövülen baba sövecek ,horlanan abla aşağılayacak,yok sayılan abi merhameti tanıyamayacak,itilip-kakılan kardeş de değer vermeyi asla öğrenemeyecektir.VE bu KARA BÜYÜ, bir zincirin halkaları gibi kuşaktan kuşağa ilerleyecek ve bu zehir tüm ülkeyi hatta dünyayı saracaktır. 

ÇÖZÜM mü; madem ağzımızdan çıkan her sözün yaydığı bir enerji var; o halde çıkan sözcüklere daha dikkat edeceğiz. Eşlerimizin yada çocuklarımızın kişiliklerine değil yaptığı eylemlere odaklanıp, eylemin doğru olanına onu sevk edeceğiz. İlla ki eleştireceksek; eylemini eleştireceğiz.”Nasıl bir çocuksun, nasıl bir insansın,”demek yerine “bu davranışın hiç uygun değildi,bu hareketi sana yakıştıramadım, bu hareketinle beni çok şaşırttın gibi sözlerle odak noktasını eylemi olarak gösterip kendisinde sorunun olmadığını ,eyleminin yanlış olduğunu belirtmeliyiz. Aksi halde, yaralı, nefret dolu, zalim, sevgisiz, isyankar, savrulmuş, umutsuz ve inançsız bir neslin devamına katkıda bulunmuş oluruz. 

Hayatımızdaki her şey bize ÖZEL; eşimiz, çocuklarımız, bedenimiz, işimiz, evimiz, sağlığımız, eşyalarımız ; hasılı emanet olarak devraldığımız her şey. O yüzden elimizdeki her şeyi olduğu gibi kabul edersek; mutlu olmamak için hiçbir sebebimiz kalmıyor. Çocuklarınız sizin özeliniz; n’olur onları telafisi mümkün küçücük şeyler için yıpratmayın, ezmeyin, üzmeyin. Kaybetmeden onları; lütfen kıymet bilin!

@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Gölbaşı’nda Cumhuriyet Bayramı Coşkuyla Kutlandı
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Gölbaşı MYO öğrencilerinden çevre temizliği
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA