Kur'ân-ı Kerîm'de anlam ve bağlamından uzaklaştırılarak yorumlanmış önemli kavramlardan biri de "huri" kelimesidir.

Huri lafzı Kur'an'da "hûr" kelimesi ile ifade edilmiş ve dört âyette bu kelimeye yer verilmiştir. Bunların üçünde “iri kara gözlüler” anlamındaki “în” kelimesiyle birlikte zikredilirken, diğer âyette ise “çadırlarda iskân edilmiş” mânasındaki “maksûrât” (kapanmış) kelimesiyle beraber yer almıştır.

'Huri' kavramı pek çok mealci tarafından, ayetin mana ve bağlamından uzak yorumlarla Kur'an metodolojisinin dışına çıkartılarak cennette erkeklere sunulacak 'Cennet kızları' şeklinde yorumlanmıştır. Bu durum Kur'an gerçeklerini değil, mealcilerin zihin dünyalarında geliştirdikleri hayallerin ürünüdür.

Hatta bazı mealciler yaptıkları yorumlarda sınır tanımayarak Cennetteki hurileri 'tomurcuk memeli kızlar şeklinde' iğreti bir benzetme ile aktarmışlardır.

Bu yorumlar incelediğinde Kur'an'ın ortaya koyduğu anlam ve bağlam ile bu yorumların birbirleriyle hiçbir şekilde örtüşmediği, hatta ciddi şekilde çeliştiği görülür.

Bu çelişkiye bir cevap olarak sadece Kur'an'ın hitap cümleleri bile incelendiğinde bu hitapların "Ey iman edenler" diye başladığı ve kadın-erkek ayrımı yapılmaksızın tüm inananlara seslenildiği görülür. Öyleyse huri kavramından cinsiyet mesajları çıkartıp erkeğe has bir sunum algılamak ancak akıl tutulması ile izah edilebilir. Halbuki Kur'an huri kelimesi ile herhangi bir cinsiyet vurgusu yapmadan sadece "Cennet görevlilerine" işaret etmektedir.

Yine, Kur'an'daki cennet tasvirleri incelendiğinde erkek ve dişi ayrımı yapılmaksızın cennetin tüm inananlar için bir nimet yurdu olarak aktarıldığı görülür. Bu durum cennetin erkek hegemonyasında yaratılan bir mekan olmadığına açık bir işarettir. Cennet, erkeklerin ödüllendirilip kadınların ihmal edildiği bir mekan değildir.

Haşa, Kur'an-ı Kerim bir beden kataloğu imiş gibi cennette erkeklere sunulacak olan dişilerin çirkin tasvirini içeren bir kitap değildir. Hele, erkeklere cennette harem kurma vaadi sunan bir kitap asla değildir.

Peki, Kur'an ayetleri huri bahsi için erkeklerin hayal dünyalarında geliştirdikleri ve cinsel fantazi taşıyan bir mekan kurmak derdinde değilse, gerçekte neyi anlatmaktadır?

Bu suale cevap aramak için Kur'an'daki bazı ayetleri incelemek gerekir. Örneğin:

 

Nebe Suresinde:

31- Gönülleri Allah’a saygıyla dopdolu olup O’na karşı gelmekten sakınanlar için büyük bir kurtuluş vardır.

32- Muhteşem bahçeler ve üzüm bağları,

33- Aynı yaşta harika eşler.

34- Dolup taşan kadehler, hep onlar içindir. Buyurulmuştur.

Bu ayetlerde yapılan meal hataları incelendiğinde. Pek çok mealcinin 33. ayeti mealendirirken "harika eşler" ifadesi yerine "tomurcuk memeli kızlar" ifadesini kullandıkları görülür.

Fakat bu ayetlerde 'meme' kelimesi yer almadığı halde mealcilerimiz tarafından teşbih yoluyla meme kelimesi ayete ilave edilmiştir.

Oysa ki 33. ayette وَكَوَاعِبَ اَتْرَاباًۙ

(Ve kevaıbe etraba) lafzında geçen كَوَاعِبَ “Kevaib” kelimesi, tomurcuklu değil; dik duruş, olgunluk, eksiksizlik gibi anlamlara gelir.

Haliyle ayetin manası: “göğüsleri tomurcuklu yaşıt kızlar” değil, "büyüklük, sağlamlık ve tatlılık bakımından" birbirine denk olan üzüm daneleri” anlamı taşımaktadır.

Çünkü, 32. ayette “Onlara; bahçeler, üzüm bağları var.” denilmiştir. 33. ayette bu üzüm bağlarında bulunan üzümlerin güzelliklerine işaret edilmiş ve “büyüklük, sağlamlık ve tatlılık" gibi özellikleri bakımından birbirine denk olan tomurcuk üzüm daneleri(eşler) var denilmiştir. 34. ayette ise, “(Bu güzel üzüm danelerinden) dolu dolu kadehler var.” denilmiştir.

Ayetin ikinci kelimesi olan اَتْرَاباًۙ “Etraba” ise "yaşıt" anlamına geldiği gibi, “denk” anlamına da gelir. Zaten yaşıt olup yaşta eşit olanlar birbirinin dengi demektir.

Demek ki burada, “asmalardan devşirilen ve birbirine denk olan dane dane üzümler ve o üzümlerden yapılıp dolu dolu kadehlerde sunulan içecekler” söz konusu edilmiştir.

Görüldüğü üzere, bu üç ayet, son derece uyumlu bir bütünlük içinde, cennetin bahçeleri, bahçelerin meyveleri ve meyvelerin içeceklerini anlatmaktadır.

Fakat pek çok mealci bu ayeti bir durum anlatımı olarak değil bir beden tarifi olarak anlamıştır. Hal böyle olunca da ayetin durum tespiti yerine cinsel temalı bir vurguya dönüştürüldüğünü görülür.

Huri bahsi ile ilgili bir diğer anlatım Vakıa Suresinin 35 ve 36. ayetlerinde geçer:

 

اِنَّٓا اَنْشَأْنَاهُنَّ اِنْشَٓاءًۙ 

Biz onları yeni bir yaratılışla yarattık.(35)

 

فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَاراًۙ

 "Onları dokunulmamışlar yaptık" İfadeleri yer almıştır.(36)

36. ayette de yine pek çok mealicimiz, meal hataları yaptıkları görülür. Ayette geçen "fecealnahunne" "onları dokunulmamış" lafzı hurilere atıfta bulunduğu değerlendirilmiş "ebkaran" kelimesi de hurilerin bakireliğine yorulmuştur. Haliyle, "onları dokunulmamışlar yaptık." gibi gerçek bir anlamın yerine "onları bakire huriler yaptık" gibi yeni ve zorlama bir anlama çevrilmiştir.

Halbuki ayetteki ana vurgu yeni bir yaratılışı anlatılmaktadır. Dünya bedeni, dünya arzusu, dünya ölçüsü içerisinde anlamlandırılacak bir bakirelikten ve cinsellikten bahsedilmemektedir. Bilakis; "Yıpranmamış yeni bir başlangıçtan" bahsedilmektedir. 

 

Sonuç itibariyle bu ayetten de erkekleri önceliğe alan ve erkekler için oluşturulmuş bir cennet algısı çıkartılamaz.

Konu ile alakalı bir diğer sure, Rahman Suresinin 56. ayetidir. 

Bu ayet: "Orada eşinden başkasına bakmayan kadınlar vardır ki onlardan önce kendilerine ne bir insan ne de bir cin dokunmuştur." şeklinde meallendirilmiştir.

Bu ayette de diğer ayetler de olduğu gibi, Cennette erkekler yine öncellemiş ve erkeğe hizmet etsin diye yaratılan bakire hurilerin varlığına işaret sayılmıştır.

Bu ayetten bedensel bir anlatım çıkartmak ancak Kur'an metodolojisini bilmemenin sonucunda yapılacak sığ yorumlarla mümkündür.

Halbuki, bu ayet şunu söylemek ister: "Cennetteki bu nimetlerin öncesi yoktur. Yıpranmamış, kirlenmemiştir. Dünya: izlerin taşımaz. Çünkü Cennet, izlerin taşındığı yer değil silindiği yerdir."

Yine, Rahman Suresi 72. ayette 'Çadırlarda saklı huriler vardır" mealinde bir ifade yer alır.

Bu ayette tıpkı diğer ayetlerde olduğu gibi anlam ve bağlamından maalesef kopartılmıştır.

Ayette geçen حُورٌ (hurun) Cennet kızlarına, الْخِيَامِۚ (l-hiyami) "çadırlar" kelimesi ise erkekler için izole edilmiş özel alan şeklinde değerlendirilmiştir.

 

Oysaki 'çadır' kelimesi teşhir olmadığına, gösteriş olmadığına ve mahremiyet sahası olduğuna delalettir. 

 

Unutmayalım ki! 

Kur'an, cenneti pazarlamaz. Cenneti erkekler için bir harem sahası kılmaz. 

 

Ayetlere verilen anlam Kur'an'ın gerçek manada kastı olan vurgu değil anlatıcının zihin dünyasında geliştirdiği kurgu ile şekillenmiştir. 

 

Çünkü: Kur'an, Cenneti tasvir ederken yalnızlığın, yorgunluğun ve eksikliğin kalmadığını söyler. Haşa, bedeni pazarlamaz. Nefsi kışkırtmaz. Cenneti ucuzlaştırmaz. 

 

Hülasa: Kur'an, Cenneti anlatırken insana değer atfederek yüceltir. Ayetleri beden fantezisine indiren Kur'an değil, anlatıcılardır.

 

"Şüphesiz ki Allah, en doğrusunu bilir."

 

Vesselam.