Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, raporun bazı Avrupa Parlamentosu üyelerinin ideolojik yaklaşımlarını yansıttığı ve kasıtlı bir siyasi gündem doğrultusunda hazırlandığı savunuldu.
Açıklamada, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin stratejik öneminin arttığı bir dönemde hazırlanan raporun, mevcut olumlu gündemi gölgelemeyi amaçladığı belirtilerek, "Terör örgütlerine ve Türkiye karşıtı çevrelere zemin sağlayan bu yaklaşım, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine yönelik stratejik bir vizyon ortaya koymaktan ne kadar uzak olduğunu bir kez daha göstermektedir" ifadelerine yer verildi.
"Türk Yargısını Hedef Alan İthamları Reddediyoruz"
Raporda yer alan bazı değerlendirmelerin bağımsız Türk yargısı tarafından yürütülen hukuki süreçleri çarpıttığı belirtilen açıklamada, Adalet Bakanı'na yönelik eleştirilerin de mesnetsiz olduğu savunuldu.
Dışişleri Bakanlığı, "Sayın Adalet Bakanımızın mesnetsiz ithamlarla hedef alınmasını kesin bir dille reddediyoruz" açıklamasında bulundu.
Açıklamada ayrıca Türk yargısının bağımsızlığına vurgu yapılarak, "Devletimizin egemenliğinin temel sacayaklarından biri olan Türk yargısı, hiçbir uluslararası kurumun, dış aktörün veya siyasi çevrenin müdahalesine açık değildir" denildi.

"Yapıcı Yaklaşım Bekliyoruz"
Bakanlık açıklamasında Avrupa Parlamentosu'na da çağrıda bulunularak, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin ortak çıkarlar temelinde geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.
Açıklamanın sonunda, "Avrupa Parlamentosu'ndan beklentimiz, küresel sınamaların arttığı mevcut ortamda aday ülke Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin ortak çıkarlar temelinde, yapıcı bir zeminde ilerletilmesine katkı sağlayacak bir yaklaşım benimsemesidir" ifadeleri kullanıldı.
Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen 2025 Türkiye Raporu'nun önümüzdeki günlerde hem Ankara-Brüksel hattında hem de iç siyasette yeni tartışmalara neden olması bekleniyor.
Kaynak : PERRE
