"Çocuğunuz Gelecekte İşsiz mi Kalacak?" başlıklı yazısında Nobel ödüllü ekonomist Simon Johnson'ın yapay zekâ ve istihdam üzerine yaptığı değerlendirmelere atıfta bulunan Yılmaz, dünyada ve Türkiye'de gençlerin büyük bir yol ayrımında olduğunu ifade etti.

Yılmaz, yapay zekânın artık geleceğe dönük bir tahmin olmaktan çıktığını, fabrikalardan çağrı merkezlerine, yazılım ofislerinden idari birimlere kadar birçok alanda iş gücü piyasasını dönüştüren somut bir gerçekliğe dönüştüğünü kaydetti.

"Asıl Risk Orta Kademe Beyaz Yakalı İşlerde"

Yapay zekânın yalnızca fiziksel emeğe dayalı işleri ya da en üst düzey uzmanlık gerektiren meslekleri tehdit ettiği düşüncesinin yanlış olduğunu belirten Yılmaz, asıl büyük değişimin orta kademe beyaz yakalı işler üzerinde yaşandığını vurguladı.

Yılmaz, idari işler, rutin evrak süreçleri, veri girişi, çağrı merkezi hizmetleri ve bilgisayar başında yürütülen statik görevlerin yapay zekâ tarafından kolaylıkla ikame edilebildiğini ifade etti.

Hukuk bürolarındaki yeni mezun avukatlar, finans sektöründeki başlangıç seviyesi araştırma asistanları ve ezbere dayalı kod yazan junior yazılımcıların da bu dönüşümden etkileneceğini belirten Yılmaz, "Sadece teorik bilgiyle donatılmış, pratiğe dökülmeyen ve bilgisayar başında kolayca taklit edilebilen her meslek grubu risk altındadır" değerlendirmesinde bulundu.

"Diploma Tek Başına Güvence Değil"

Gençler ve aileler için çıkış yolunun eğitim sisteminin vizyonunu değiştirmekten geçtiğini belirten Yılmaz, yapay zekâ çağında diplomanın tek başına güvence olmadığını söyledi.

Yılmaz'a göre geleceğin iş dünyasında asıl belirleyici unsur, ezberlenmiş bilgi değil; yapabilme, uygulama ve yönetme becerisi olacak.

Bu nedenle teknik liselerin yeni dönemde daha stratejik bir konuma geldiğini vurgulayan Yılmaz, mesleki ve teknik eğitimin yalnızca ara eleman yetiştiren bir alan olarak görülmemesi gerektiğini, aksine geleceğin üretim, teknoloji ve inovasyon merkezlerinin temelini oluşturduğunu ifade etti.

"Yapay Zekânın Aşamadığı Alan Sahadır"

Teknik liselerin en önemli avantajının öğrencileri sahayla, üretimle ve uygulamayla buluşturması olduğunu belirten Yılmaz, yapay zekânın veri analizi yapabildiğini, rapor hazırlayabildiğini ve standart metinler üretebildiğini ancak bir fabrikanın otomasyon sistemini fiziksel olarak kuramayacağını kaydetti.

Yılmaz, teknik lise öğrencilerinin atölyelerde, laboratuvarlarda ve üretim alanlarında teoriyi pratikle birleştirdiğini belirterek, "Sahanın tozunu yutan, teoriyi pratikle birleştiren bir genç, yapay zekânın ikame edemeyeceği bir değere dönüşür" ifadelerini kullandı.

"Gençler Teknolojiyi Kullanan Değil, Yöneten Olmalı"

Gelecekte yalnızca hazır yazılımları kullanan kişilere olan ihtiyacın azalacağını belirten Yılmaz, şirketlerin yapay zekâyı ve dijital araçları üretim süreçlerine entegre edebilen, endüstriyel robotları programlayan ve siber-fiziksel sistemleri yöneten gençlere ihtiyaç duyacağını söyledi.

Teknik liselerde eğitim alan öğrencilerin teknolojiyi tüketen pasif kullanıcılar olmaktan çıkıp üretim süreçlerinde katma değer oluşturan aktif bireyler hâline geldiğini ifade eden Yılmaz, bu vizyonun Türkiye'nin sanayi ve teknoloji hamlesi açısından kritik olduğunu kaydetti.

"Üretim Kültürü Atölyelerde Gelişir"

Mustafa Yılmaz, gerçek inovasyonun yalnızca masa başında değil, deneyerek, yanılarak, proje geliştirerek ve üreterek ortaya çıktığını belirtti.

Teknik liselerin laboratuvar ve atölye imkânlarıyla öğrencilere erken yaşta proje üretme, tasarlama ve uygulama becerisi kazandırdığını ifade eden Yılmaz, TEKNOFEST gibi organizasyonlarda başarı gösteren gençlerin de bu üretim kültürünün önemli örnekleri olduğunu söyledi.

Yılmaz, yapay zekânın gençler için yalnızca bir tehdit değil, doğru eğitim modeliyle kullanıldığında üretim ve tasarım kapasitesini artıracak güçlü bir araç olabileceğini vurguladı.

"Mesleki ve Teknik Eğitim Milli Bir Tercihtir"

Yapay zekâ çağında gençlerin yalnızca ezbere dayalı ve masa başı işlere yönlendirilmesinin büyük bir risk oluşturduğunu belirten Yılmaz, Türkiye'nin yeni iş alanlarını, akıllı üretim mekanizmalarını ve sanayi dönüşümünü yönetecek kadrolara ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Yılmaz, geleceğin güçlü, üreten ve bağımsız Türkiye'sinin mesleki ve teknik eğitim vizyonuyla inşa edilebileceğini belirterek, gençlerin potansiyelinin sahaya, üretime, robotiğe ve inovasyona yönlendirilmesinin stratejik bir milli tercih olduğunu ifade etti.

Yılmaz, yazısını, "Eşiğin üstüne çıkmak, geleceği yapay zekâya teslim etmek değil, onu teknik akılla yönetmektir ve bu yürüyüşün başladığı yer tam olarak teknik liselerdir" sözleriyle tamamladı.

Kaynak : PERRE