Ulubey, Türkiye'de son yıllarda sevgi, hoşgörü, vicdan, farklı düşüncelere tahammül ve toplumsal hafızanın zayıfladığını belirterek, "Aynı sofrayı paylaşan insanlar nasıl bu kadar yabancılaştı birbirine?" sorusunu yöneltti.
Yazısında gençlerin umudunu kaybettiğini, üretimin zayıfladığını, deprem ve yangınlarla birlikte hem sevdiklerin hem de doğanın yitirildiğini dile getiren Ulubey, en büyük kaybın ise toplumun bu kayıpları kanıksamış olması olduğunu ifade etti.
"Bir ülke sadece yollarıyla, köprüleriyle ya da yüksek binalarıyla ayakta durmaz. Onu ayakta tutan; insanının vicdanı, umudu ve birbirine duyduğu güvendir" diyen Ulubey, çocukların bir gün "Siz neyi kurtardınız?" diye soracağını hatırlatarak, vicdanını kaybetmemiş bir toplum bırakmanın en büyük miras olacağını vurguladı.
Ulubey, yazısını şu sözlerle tamamladı:
"Asıl kayıp, kaybettiklerimizi aramaktan vazgeçtiğimiz gün başlar. Kaybettiklerimizi bulmanın zamanı gelmedi mi?"
Kaynak : PERRE
