Meşruiyetini yitirmiş yapıların yerini kağıt üzerinde yenilerinin alması siyasetin eski bir numarasıdır. Butlanın ardından yükselen tozu dumanı temizlemek, taze bir sayfa açıldığını ilan etmek kolay. Zor olan, masanın etrafına oturanların zihnindeki eski tortuları, odadaki havayı değiştirebilmektir. Kurulan yeni partinin ilk grup toplantısında kürsüye çıkan Özgür Özel’in konuşması, işte tam da bu gerilimin hattında duruyordu. Bir yanda hukuki bir zorunluluktan doğan "yeni" bir kurumsal kimlik, diğer yanda o kimliğin içine üflenmeye çalışılan tanıdık bir retorik. Özel, mikrofona adım attığında sadece bir siyasi partinin ilk toplantısını açmıyordu. Bir bakıma meşruiyet krizini aşma gayretinin ilk sahnesini oynuyordu. Konuşmanın temposu yüksek, kurulan cümleler iddialı, vurgular keskin. Ancak konuşmanın ambalajını soyup altına baktığınızda, butlan kararının getirdiği o sarsıntıyı telafi etme telaşı hemen göze çarpıyor. Türkiye siyasetinin en büyük yanılsaması, tabelaları değiştirerek hafızayı sıfırlayabileceğine inanmasıdır. Özel, konuşmasında "yeni bir yol", "temiz bir sayfa" gibi kavramsallaştırmalara sıkça sığınırken, aslında arkada bırakıldığı iddia edilen bagajın ne kadar ağır olduğunu unutturmaya çalışıyor. "90 Kurucu Kahraman" vurgusu, tam da bu unutma ve yeniden yazma arzusunun bir tezahürü. Siyasette ve iletişimde hikaye tıkandığında birilerini kahraman peleriniyle donatmak kitle psikolojisi açısından zihinde somutlaşmamış her olguyu alıp hayal gücümüzün sınırlarına yerleştiren harika birer iletişim illüzyonudur. İnsan beyni soyut ekonomik verilere, hukuki metinlere ya da sistemik krizlere kolayca düşmanlık besleyemez. Ona kızmak için bir yüze, bir isme, betimlenebilir bir canavara; sahiplenmek için kahramana ihtiyaç duyar. İktidar blokunun yıllar içinde yarattığı  devasa, karanlık ve tehditkar "dış güçler/iç mihraklar" anlatısının karşısına, muhalefet şimdiye kadar hep soyut kavramlarla çıktı: Adalet, liyakat, şeffaflık, demokrasi... Yeni Parti ise soyut bir direniş kavramını kanlı canlı, gözümüzde canlandırabileceğimiz bir kahraman haline getirme çabası taşıyor gibi duruyor. Özgür Özel'in halkın partiye birebir katılım daveti ise iktidarın "Bize güvenin, arkamızda kenetlenin" pasifliğinin aksine insanların elini taşın altına koyduğu, çağrıldığı ve birebir muhatap alındığı bir seferberlik algısını kafalara çok daha kısa yoldan kazıyor. Seçim dönemi hayatın ve siyasetin gri gerçekliği kapıya dayandığında, kahraman ve canavarların bakkaldaki ekmek fiyatı ya da mahkemedeki adaletsizlik karşısında ne kadar "gerçek" kalacağını gösterecek.

Peki bu "yeni" parti ne vaat ediyor?

Toplantı boyunca kurulan kurumsal dilde öne çıkan en belirgin unsur, butlan kararıyla sarsılan zemini bir mağduriyet hikayesi üzerinden değil çürümüş hukuka rağmen ayakta kalma anlatısı üzerinden tahkim etme arzusu var. Ancak bu arzunun altı henüz somut bir anlatı kurmuş değil. Özel, kurumun varlığını meşrulaştırmaya ve iç konsolidasyonu sağlamaya çalışıyor. Yeni Parti ve onun ilk grup toplantısı, şimdilik sadece orada görünme çabasından ibaret. Kürsüde yankılanan ses, bir duruşun sesi. Özgür Özel’in liderlik sınavı da burada yeniden başlayacak. Butlanın gölgesinde kurulan Yeni Parti eski kabuğunu kırıp hakikaten eski nesil siyaset anlayışını yeni bir dip dalgasına dönüştürebilecek mi göreceğiz. Biz Adıyamanlılar olarak biliyoruz ki, bir yıkıntının üzerine inşa edilen binalar sağlam olabilir; yeter ki temeldeki çatlakları harçla kapatmaya çalışmak yerine, o çatlaklarla yüzleşmeyi göze alabilelim.