Eğitimci iş insanı Mustafa Yılmaz, "Huzurun Başkenti'nden Şiddet Sarmalına" başlığıyla yaptığı değerlendirmede, deprem sonrası Adıyaman'ın toplumsal yapısında yaşandığını düşündüğü değişimleri ele aldı.
Adıyaman'ın 6 Şubat 2023 öncesinde farklı inanç, kültür ve kökenlerden insanların bir arada yaşadığı, toplumsal dayanışmanın güçlü olduğu bir kent olarak tanımlandığını belirten Yılmaz, deprem sonrasında fiziki yıkımın yanında "sosyolojik enkaz" olarak nitelendirdiği sorunların da ortaya çıktığını ifade etti.
YILMAZ: DEPREM ŞEHRİN GÖRÜNMEZ TAŞIYICI KOLONLARINI DA YIKTI
Yılmaz, Adıyaman'ın deprem öncesindeki toplumsal yapısına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Çok değil, 6 Şubat 2023'ten önce Adıyaman'ı tanımlamak için kullanılan en yaygın ve en haklı sıfat neydi diye sorsalar, sanırım hepimiz tek bir ağızdan aynı cevabı verirdik: 'Huzurun Başkenti.'
Farklı inançların, kültürlerin ve kökenlerin bir arada, sessiz ama derin bir saygı içinde yaşadığı; asayiş olaylarının ülke ortalamasının çok altında seyrettiği, komşuluğun ve toplumsal dayanışmanın bir şehir efsanesi değil, gündelik hayatın ta kendisi olduğu bir şehirdi Adıyaman.
Ancak 6 Şubat depremleri, sadece binaları, caddeleri ve o çok sevdiğimiz tarihi dokuyu yerle bir etmedi. O korkunç sarsıntı, şehrin görünmez taşıyıcı kolonlarını; yani toplumsal psikolojiyi, tahammül sınırlarını ve o meşhur 'huzur' iklimini de yıktı geçti."
YILMAZ: ŞİDDET OLAYLARI ENDİŞE VERİCİ BOYUTLARA ULAŞIYOR
Son dönemde kentte yaşanan kavga ve şiddet olaylarına dikkat çeken Yılmaz, "Son zamanlarda Adıyaman sokaklarından yansıyan haberlere baktığımızda, artan şiddet olaylarının, silahlı kavgaların ve incir çekirdeğini doldurmayacak meselelerden çıkan büyük çatışmaların endişe verici boyutlara ulaştığını görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Yılmaz, "Peki, ne oldu da 'huzurun başkenti', bir 'şiddet sarmalının' içine çekilmeye başlandı? Ve daha da önemlisi, bu gidişata nasıl dur diyeceğiz?" sorularını yöneltti.
DEPREM SONRASI TRAVMA VE EKONOMİK BELİRSİZLİĞE DİKKAT ÇEKTİ
Büyük afetlerin toplumsal psikoloji üzerinde uzun süreli etkiler oluşturabileceğini belirten Yılmaz, deprem sonrası yaşanan kayıplar, ekonomik belirsizlikler ve barınma koşullarının toplumsal gerilimi artırdığını savundu.
Yılmaz, şöyle devam etti:
"Deprem gibi devasa travmaların ardından toplumlarda şiddet eğiliminin artması sosyolojik bir gerçektir. İnsanlar evlerini, sevdiklerini, işlerini ve en önemlisi 'geleceğe dair öngörülebilirliklerini' kaybettiler. Konteyner kentlerin getirdiği dar alan stresi, ekonomik belirsizlikler, mülkiyet anlaşmazlıkları ve henüz tam anlamıyla iyileştirilememiş olan travma sonrası stres bozukluğu, toplumun sinir uçlarını açıkta bıraktı. Eskiden bir tebessümle çözülecek tartışmalar, bugün maalesef namluların gölgesinde bitiyor."
YILMAZ: GÖZDEN KAÇAN DEVASA TEHLİKE SOSYOLOJİK ENKAZ
Yerel yönetimler ile mülki idarenin deprem sonrası ağırlıklı olarak kentin fiziki yeniden inşasına yoğunlaştığını belirten Yılmaz, bunun gerekli olduğunu ancak sosyal iyileşmenin de aynı ölçüde önemsenmesi gerektiğini söyledi.
Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
"İşte tam bu noktada, ilin yönetici aklının reflekslerini masaya yatırmamız gerekiyor.
Yerel yönetimler ve mülki amirler, haklı olarak ve mecburen kentin 'fiziksel' inşasına odaklanmış durumdalar. Altyapı, enkaz kaldırma, yeni konutların inşası ve ihaleler, yönetici aklın mesaisinin neredeyse tamamını alıyor. Ancak gözden kaçan devasa bir tehlike var: Sosyolojik enkaz."
YILMAZ: GÜVENLİKÇİ POLİTİKALAR SONUÇLA, YÖNETİCİ AKIL SEBEPLE İLGİLENMELİ
Şiddet olaylarına yalnızca kolluk tedbirleri üzerinden yaklaşılmasının yeterli olmayacağını savunan Yılmaz, önleyici sosyal politikaların geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Yılmaz, "Yönetici aklın şiddet olaylarına karşı mevcut refleksi genellikle tepkisel kalıyor. Yani olay çıkıyor, kolluk kuvvetleri müdahale ediyor, adli süreç başlıyor. Oysa bir şehrin huzuru sadece polis ve jandarma sayısını artırarak, devriyeleri sıklaştırarak veya asayiş operasyonlarıyla sağlanamaz. Güvenlikçi politikalar sonuçla ilgilenir; yönetici akıl ise sebeple ilgilenmek zorundadır" dedi.
PSİKOSOSYAL SEFERBERLİK ÇAĞRISI
Adıyaman'da kapsamlı bir psikososyal destek programı uygulanması gerektiğini belirten Yılmaz, özellikle deprem konutlarının bulunduğu bölgelerde psikolojik destek ve rehabilitasyon merkezlerinin oluşturulmasını önerdi.
Yılmaz, "Şehrin dört bir yanına, özellikle deprem konutlarının yapıldığı mahallelere 'Psikolojik İlkyardım ve Rehabilitasyon' merkezleri kurulmalı. İnsanların öfkelerini, çaresizliklerini ve travmalarını kusabilecekleri, profesyonel destek alabilecekleri alanlar yaratılmalı" ifadelerini kullandı.
MAHALLE ARABULUCULUK KOMİTELERİ ÖNERİSİ
Toplumsal uyuşmazlıkların büyümeden çözülmesine yönelik mekanizmaların oluşturulması gerektiğini kaydeden Yılmaz, muhtarlar, din adamları, öğretmenler ve esnafın içinde bulunduğu "Mahalle Arabuluculuk Komiteleri" kurulmasını önerdi.
Yılmaz, özellikle alacak verecek ve mülkiyet sınırı gibi anlaşmazlıkların şiddete dönüşmeden çözülebilmesi için yerel kanaat önderlerinin sürece dahil edilebileceğini ifade etti.
GENÇLERE YÖNELİK SOSYAL VE MESLEKİ ALANLAR ARTIRILMALI
Genç işsizliği ve boşluk hissinin şiddeti besleyen unsurlardan biri olduğunu savunan Yılmaz, meslek edindirme kursları, spor alanları ve sosyal etkileşim merkezlerinin artırılması gerektiğini belirtti.
Yılmaz, "Gençleri sokaktan ve belirsizlikten kurtaracak meslek edindirme kursları, spor kompleksleri, prefabrik dahi olsa ve sosyal etkileşim alanları hızla inşa edilmeli" dedi.
YILMAZ: ADALET VE ŞEFFAFLIK DUYGUSU GÜÇLENDİRİLMELİ
Toplumda oluşabilecek adaletsizlik ve kayırmacılık algısının öfkeyi besleyebileceğini ifade eden Yılmaz, kamu kurumlarının karar alma süreçlerinde şeffaflığın artırılması gerektiğini söyledi.
Yılmaz, "Toplumda 'adaletsizlik' veya 'kayırmacılık' algısı, TYP veya konut kuraları süreçlerinde, öfkeyi besler. İlin yönetici aklı, karar alma süreçlerinde maksimum şeffaflık sağlayarak devlete ve sisteme olan güveni taze tutmalıdır" ifadelerini kullandı.
KÜLTÜREL HAFIZANIN YENİDEN CANLANDIRILMASINI ÖNERDİ
Adıyaman'ın geçmişten gelen toplumsal dayanışma kültürünün yeniden güçlendirilmesi gerektiğini belirten Yılmaz, sanat ve kültür etkinliklerinin bu süreçte önemli rol oynayabileceğini kaydetti.
Yılmaz, "Adıyamanlılara kim oldukları yeniden hatırlatılmalı. Sanat, kültür ve dayanışma etkinlikleri ile o eski 'Huzurun Başkenti' ruhu yeniden canlandırılmalıdır" dedi.
YILMAZ'DAN ADIYAMAN'A YATIRIM ÇEKİLMESİ İÇİN ÇAĞRI
Ekonomik sorunların sosyal yapının bozulmasını hızlandırabileceğini belirten Yılmaz, Adıyaman'a yeni yatırımlar kazandırılması gerektiğini söyledi.
Yılmaz, "İlin siyasi karar alıcıları dışarıdan Adıyaman'a yatırımcı çekmek için iş STK'ları ile zirveler düzenleyerek Merkezi Hükümetin yatırımcıya pozitif ayrımcılığı sağlayacak açılımlara öncülük etmelidir. Ekonomik problem sosyal yapıların bozulmasını hızlandıran katalizör görevi görmesine neden olmaktadır" ifadelerini kullandı.

YILMAZ: BİR ŞEHRİ YENİDEN KURMAK SADECE BİNA YAPMAK DEĞİLDİR
Adıyaman'ın yeniden yapılanma sürecinin sosyal boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Bir şehri yeniden kurmak, sadece TOKİ binalarını dikmek ve asfalt dökmek değildir. Asıl inşa, o binaların içinde yaşayacak insanların birbirlerine olan tahammülünü, saygısını ve sevgisini yeniden inşa etmektir.
Adıyaman'ın yönetici aklı, güvenlik bürokrasisinin dışına çıkıp, kenti sosyolojik bir vizyonla kucaklamak zorundadır. Aksi takdirde, dünyanın en sağlam ve lüks deprem konutlarını da yapsak, sokağında güvenle yürünemeyen, komşunun komşuya selam vermediği, her an bir kavganın patlak vereceği 'beton yığınları' inşa etmiş oluruz.
Adıyaman, o asil ve dingin ruhunu geri istiyor. Enkazı kaldırdık; şimdi sıra o güzelim insanlık hamurunu yeniden karmakta."
Kaynak : PERRE
