Ne acımasız, ne vicdansız, ne merhametsiz bir dünyaya dönüştük.

Öyle bir düzen kurduk ki artık insanlar birbirine güvenemiyor. Sevginin yerini çıkar, dostluğun yerini menfaat, samimiyetin yerini ikiyüzlülük aldı. Yağcılığın, yalakalığın, onursuzluğun prim yaptığı; dürüstlüğün ise cezalandırıldığı bir çağın içinde yaşıyoruz.

Bugün öyle bir noktaya geldik ki namuslu insan rahat yaşayamıyor, şerefli insan nefes almakta zorlanıyor, haysiyetli insan başı dik yürümekte güçlük çekiyor. Vicdanın sustuğu, ahlakın geri plana itildiği, insanlığın her geçen gün biraz daha kan kaybettiği bir düzenin tanıklarıyız.

En acı olanı da şu: Bu tabloyu bize uzaydan gelenler çizmedi. Başka bir millet, başka bir dünya kurmadı. Bu düzeni biz kurduk. Bu çarpıklığı biz büyüttük. Sessiz kalarak, görmezden gelerek, çıkarlarımız uğruna doğrulardan vazgeçerek bu karanlığı hep birlikte inşa ettik.

Bugünün çocuklarının bunda hiçbir suçu yok. Ne masum yavrularımızın, ne de yarınlara umutla bakmaya çalışan gençlerimizin...

Onlar bizden daha güzel, daha adil, daha güvenli bir dünya bekliyordu.

Ama biz onlara korkunun, güvensizliğin ve umutsuzluğun gölgesini bıraktık.

Bu yüzden bugün söylememiz gereken tek cümle var:

Çocuklar... Bizi affedin.

Size hak ettiğiniz kadar temiz, adil ve vicdanlı bir dünya bırakamadık. En büyük özrümüz de, en büyük utancımız da budur.