ALTIN NEDEN DÜŞÜYOR? SAVAŞ VAR AMA YÜKSELİŞ YOK

Yıllardır yerleşmiş bir algı vardır: Savaş varsa altın yükselir. Ancak bugün yaşananlar, bu ezberin artık tek başına geçerli olmadığını açıkça gösteriyor.

İran başta olmak üzere savaşın konuşulduğu coğrafyalarda tansiyon yükselirken, altın fiyatlarının beklenenin aksine sert düşüşler yaşaması birçok yatırımcıyı şaşırttı. Oysa bu tabloyu doğru okumak için artık eski kalıplardan çıkmak gerekiyor.

Çünkü günümüz dünyasında altını sadece savaş belirlemiyor. Asıl belirleyici olan; doların gücü, faiz politikaları ve küresel nakit ihtiyacı.

Savaş ortamı ekonomileri sarsar, belirsizliği artırır. Bu da genelde altına yöneliş getirir. Ancak işin perde arkasında farklı bir mekanizma çalışıyor. Savaşla birlikte artan enerji fiyatları ve savaşan ülkelerin üretmesi gereken füze, bomba, mermi, silah ve gıda gibi ayrıca askerlere ödenecek maaşlar gibi savaş meteryallerine ulaşabilmek için Orta Doğu’da Savaşan ülkeler yüksek miktarlarda altın bozdurup savaşa hazırlık yapmaktadır bu yüksek miktarda bozulan altınlar da altının düştüğünde neden olabilmektedir aynı zamanda savaş nedeniyle enflasyon oluşmaktadır bu da faizlerin yüksek kalmasına neden oluyor. Faizler yükseldiğinde dolar güç kazanıyor, dolar güçlendikçe de altın geri çekiliyor.

Bir başka önemli gerçek ise nakit ihtiyacı. Savaş dönemlerinde hem büyük yatırımcılar hem de bazı ülkeler nakde ulaşmak için ellerindeki altını satışa çıkarabiliyor. Bu da piyasada ciddi bir satış baskısı oluşturuyor. Yani altın, güvenli liman olmasına rağmen kriz anlarında satılan bir varlık haline de gelebiliyor.

Aslında son düşüşün bir başka nedeni daha var: Altın zaten savaş başlamadan önce ciddi bir yükseliş yaşamıştı. Yani piyasa, riski önceden satın almıştı. Savaş başladığında ise birçok yatırımcı kârını alıp kenara çekildi. Bu da düşüşü hızlandırdı.

Bugün gelinen noktada kritik seviyeler konuşuluyor. Özellikle altının ons fiyatındaki 4.500 dolar bandı önemli bir eşik olarak görülüyor. Bu seviyenin altında kalıcı bir kırılım yaşanması durumunda düşüşlerin daha da sertleşmesi ve toparlanmanın uzun zaman alması ihtimali göz ardı edilmiyor.

Burada altını çizmek gereken asıl konu ise şu: altını halk değil devletler yönetir herşey gibi altınında dünya piyasadında bir sahibi var. Bizim yaptığımız kehanetten ibaret malın sahibi kim ise fiyatıda o belirliyor. 
Yani altın, savaşın kendisinden çok, savaşın ekonomik sonuçlarına tepki veriyor.

Sonuç olarak şunu söylemek mümkün: Altın hâlâ uzun vadede güvenli liman olma özelliğini koruyor. Ancak kısa vadede yönünü belirleyen şey artık jeopolitik riskler değil, küresel ekonomik dengeler.

Bu yüzden piyasayı okurken duygularla değil, değişen dengelerle hareket etmek gerekiyor. 
Çünkü artık altın bizim bildiğimiz eski altın değil.