Ey yağmur tanesi arındır ruhumun kirlerini,
Arza inen her bir melekle gönder gözlerimin mavi rengini.
Öyle melül mahzun bakıp da yaralama kalbimi,
Dök içindekileri de anlat bana kendini.
Ayazın onca derinliğine inat oynat yüreğimin bam telini,
Öyle bir yaşam ol ki kalmasın içimde atinin endişeleri.
Sevinç ol bağrımda ki yeşersin Cennet’in nergis çiçekleri,
Ve dağılsın bedenimin gam tümsekleri.
Ey yağmur, neden artık değil uğrak yerin arzın kalbi?
Nasıl da hışımla topladın semanın enginliklerine eteklerini!
Bir muammadır ki döndün içine derin derin.
Ey yağmur, neyi anlatmada şimdi gözlerin?
Ey rahmet memba! Çatlamış bağrı toprağın; sana duyulan hasretle,
Bir kez olsun kelimelerime cevap ol kelimelerinle.
Farkında mısın nasıl da ağlar nebatat gözlerindeki yetim ümitle,
Gidişin değil hayra alamet,
Dön artık içimize de; kalmasın yüreklerde kin ve nefret.
Ey yağmur, bırak kendini meleklerin eline,
Önce sevsin sonra da alnından öpsün her bir tanesi,
Üşüdüğünde sığındığın tek yer olsun onların göğüs kafesi.
Sarıl kolların yettiğince ki; dağılsın sinenin buz kütlesi,
Çık sonra sıcak yatağından, dağıt âleme Firdevs şulesi,
Bak nasıl da sevinçle bekler seni yetimler efendisi!
İnme inme çocukların üzerine ki;
Erimesin onların pamuk şekerleri.