Her iç çekiş bir yarım kalışın işaretidir aslında,

Yitikliğin, terk edilmişliğin, boynu büküklüğün,

Her iç çekişte bir damla kan mı kaybedermiş kalp?

Dökülen her damla kan kaybolan bir umudun habercisiymiş.

Yitirilen her bir umut insanı biraz daha eksiltirmiş.

Her eksiliş bir kayboluşa her kayboluş da bir cehenneme sürüklermiş.

Bundan sonra hayat, yaşamakla nefes almak arasında bir yerde geçermiş.

Her yeni güne uyanmak anlamsız her yeni gün kahır için yetermiş.

Her iç çekişte bir damla kan mı kaybedermiş kalp?

Mevsimler yer değiştirir güneş daha mı bir soğuk doğarmış.

Kuşlar ötmek için dua ederken menekşeler cam kenarında ölüverirmiş.

Şehrin kalbi sık sık durur da kimsecikler bunu fark etmezmiş.

Her iç çekiş yerden huzuru gökten maviyi götürürmüş.

Semanın gözü hep nemli sema ehli hep elemliymiş,

Ay daha bir haşin bakarmış arza ve daha bir karaymış gözleri.

Gecenin hep hüzün mü kokarmış saçları?

Yıldızlardaki bu hicap da neymiş?

Ölüler diyarı değil ki sükût boy versin,

Her iç çekişte dünya biraz daha ahirete göçermiş.

Her iç çekiş bir yarım kalışın işaretidir aslında,

Her iç çekişte bir damla kan kaybedermiş kalp.

Tıpta bunun adı kalp yetmezliğiymiş.

Oysa eskiler buna “kalbe mukabil kalbin olmayışı”dermiş.