Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz
Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz
Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı
Günlere geldim bunu bana öğretmediniz
Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı
Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
Bunu bana söylemediniz
İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler
Bunu bana öğretmediniz
Kardeşim İbrahim bana mermer putları
Nasıl devireceğimi öğretmişti
Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım
Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini
nasıl sileceğimi öğretmediniz
(Hızırla Kırk Saat'ten Şiiri - Sezai Karakoç)
Evet öğretilmesi gerekenler öğretilmedi gençliğe.
Önemsenmesi gerekenler önemsenmedi toplumda.
Evet öğretildi bazı şeyler hakkını vermek lazım mesela;
Kısa sürede nasıl zengin olunacağını,
Makam mevki sahibi olabilmek için nasıl daha hızlı ve kıvrak manevra yapılabileceği,
Liyakat ve kişiliğin değerli olmayıp referans ve dalkavukluğun önemli olduğuna,
Dürüstlük, nezaket, hak hukukun para etmeyip yalan, hile, kabadayılığın ve gücün daha yakışır ve değerli olduğuna inandırıldı bu gençlik bu toplum. Sadece belli bir dönemde değil bu yanlış öğretiler belki yüzyılların eseri ama umut bağlanılan dönemler en hayal kırıklığı.
Ve bugün ülkemizin her tarafından hergün haber kanallarında bizi dehşete düşüren geleceğe dair umutlarımızı yok edecek haberler:
cinsel istismar
vahşice öldürmeler
en basit trafik olayındaki vahşet
magandalar, mafya vs
sapkın anlayışlar
sokak ortasında vahşice kadın ölümleri
Bunlar bugünün değil yılların üretimi, bunlar bizim eserimiz, kimse kendisini temize çıkarmasın herkes sorumludur.
Bugün aklımız başımıza geldi mi?
Hayır, sadece birkaç günlük haber, yorum vs vs sonra unutulup gider, kaldığımız yerden devam ...
Peki ne yapmalı, nasıl yapılmalı?
İnsanlık, değerler, toplumsal huzur nasıl oluşturulabilir?
Elbette bunun reçetesi yok ama keşfedilmiş bir yeri yeniden keşfetmeye de gerek yok. Uzmanlarımız, akil adamlarımız, eğitimciler, hocalarımız, önderlerimiz, etkili ve yetkili kişiler bu konuda samimiyetle kafa yorarlarsa bulunur elbet birden çok çaresi. Ama yok birbirimizin ağzına bakarak suya sabuna dokunmadan tatlı sularda keyfimize bakarsak bir çare bulunmayacak ve havanda su dövmeye devam edeceğiz demektir.