10 Temmuz günü LGS sınav sonuçları açıklanacak ve akabinde aileler ve gençlerimiz yarınları için okul tercihinde bulunacak. Biliyorum ve her anne babanın duası şu;
“Allah zihin açıklığı versin, evladım okuyup büyük adam olsun, sırtını devlete ya da sağlam bir şirkete dayasın, sigortası yatsın, emekliliğine kadar rahat etsin.”
Çok iyi niyetli, masum ve haklı bir dua. Ancak ortada büyük bir sorun var: Bu dua, artık geçmişte kalan bir dünyanın duası.
Gelin küçük bir hesap yapalım. Bugün lise birinci sınıfa başlayan bir gencimiz; 4 yıl lise, üstüne 4-5 yıl üniversite okuduğunda, iş hayatına tam olarak 2033-2034 yılları arasında atılacak. Peki, evladımız diplomasını eline aldığında nasıl bir Türkiye ve nasıl bir dünya ile karşılaşacak?
Geçtiğimiz günlerde devletin resmi rakamlarını, TÜİK’in nüfus projeksiyonlarını ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerini inceledim. Karşımıza çıkan tablo, eski ezberlerimizin tamamen çöktüğünü kanıtlıyor.
Biz hep “Türkiye genç nüfuslu bir ülkedir” diye övünürüz ama bu durum maalesef hızla değişiyor. Hızla yaşlanıyoruz. Bugün liseye başlayan çocuğunuz 2034 yılında iş ararken; Türkiye 90 milyona dayanmış, yaşlı nüfusun iyice arttığı ve tam 20 milyona yakın emeklisi olan bir ülke olacak.
Daha da vahimi; ideal bir sistemde 4 çalışanın 1 emeklinin maaşını üretmesi gerekirken, 2034’te Türkiye'de neredeyse her 1,3 çalışana 1 emekli düşecek!
Bunun Türkçesi şudur: O gün iş hayatına atılacak gençlerimizin omuzlarındaki sosyal güvenlik, vergi ve prim yükü çok ama çok daha ağır olacak. Üstelik bir de iş yapış şekillerimizi kökünden değiştiren, bildiğimiz masa başı mesleklerin yarısını tarihe gömecek olan Yapay Zeka (AI) devrimi var.
Yani, “Bir diplomam olsun, devlete kapağı atayım, 65 yaşıma gelince devlet bana nasılsa bakar” devri tamamen kapanıyor.
Peki tablo böyleyken Adıyaman'daki bir gence, onu çok seven ailesine ve eğitimcilere ne tavsiye etmeliyiz? Bu fırtınalı gelecekte ayakta kalmanın, hatta öne geçmenin şifreleri neler?
Genç ve donanımlı insan gücünün bu kadar azalacağı bir dünyada, kendini çağa göre yetiştirmiş bir gencin şirketler tarafından "altın değerinde" görüleceğini unutmadan, stratejimizi şöyle kurmalıyız:
1. "Hangi Meslek?" Değil, "Hangi Sorun?" Diye Sorun 10 yıl sonra bugün var olan mesleklerin birçoğu şekil değiştirecek. Gençlere "Ne olacaksın?" diye sormak yerine, "Geleceğin hangi sorununu çözeceksin?" diye sorun. Toplumumuz yaşlanıyor mu? O halde yaşlı bakımı, sağlık teknolojileri ve biyomedikal parlayacak. İklim krizleri mi artıyor? Adıyaman gibi tarımın ve bereketli toprakların kalbi olan bir şehirde "Akıllı Tarım" ve su yönetimi uzmanları geleceğin en çok aranan isimleri olacak.
2. Adıyaman'da Yaşayıp Dünyaya Çalışın Artık rakipleriniz sadece yan sıranızdaki arkadaşınız değil; dünyanın öbür ucundaki gençler. Ancak unutmayın, müşterileriniz de orada! Yabancı dil, özellikle İngilizce, artık bir "ders" değil; 21. yüzyılın okuma-yazmasıdır. Bugün Adıyaman'ın bir mahallesinde, odasındaki bilgisayarın başında oturan bir genç; yazılım, dijital tasarım veya veri analizi bilirse Londra'daki, Almanya'daki bir şirkete uzaktan iş yapabilir. Dar boğazdan çıkmanın tek yolu, coğrafyayı aşan küresel bir yetenek olmaktır.
3. Yapay Zekayla Savaşmayın, Onun Patronu Olun Herkes "Yapay zekâ işimizi elimizden alacak" diye korkuyor. Hayır. Sizi yapay zekâ işsiz bırakmayacak; yapay zekayı sizden daha iyi kullanan başka bir insan işsiz bırakacak. Gençlerimiz teknolojiyi sadece oyun oynamak veya ödevden kaçmak için değil, "Ben bu işi yapay zekayla nasıl 5 kat daha hızlı ve yaratıcı yapabilirim?" sorusunun asistanı olarak kullanmayı öğrenmeli.
4. Sadece Test Çözen Makineler Olmayın Lise, sadece üniversite sınavı için test çözülen bir fabrika olmamalıdır. Makineler zaten kusursuz kod yazıyor, çeviri yapıyor. Gelecekte kurumlar gençlere şunu soracak: "Bana algoritmaların yapamadığı neyi yapabildiğini göster."Empati kurmak, kriz anında inisiyatif almak, karmaşık problem çözmek ve uyum sağlamak... Bunlar test kitaplarında yazmaz. Gençlerimiz spordan, sanattan, edebiyattan kopmamalı. Sosyal zekâsı yüksek gençler her zaman bir adım önde olacak.
5. Parayı Yönetmeyi Şimdiden Öğrenin Devletlerin emeklilik sistemlerinin sarsıldığı bir gelecekte, lise çağındaki bir genç; enflasyonun, bütçe yapmanın, tasarrufun ve yatırımın ne demek olduğunu şimdiden öğrenmelidir. Kendi finansal özgürlüğünü kendi yatırımlarıyla inşa edecek bilince sahip olmalıdır.
Sözün Özü... Değerli Veliler; çocuklarımızı kendi geçmişimize göre değil, onların yaşayacağı geleceğe göre yetiştirmek zorundayız. Eski dünyanın ezberleri bitti.
2034 yılına bugünden hazırlanan, teknolojiyi arkasına alan ve dünya ile konuşabilen Adıyaman'ın pırıl pırıl gençleri; geleceği endişeyle bekleyen değil, o geleceği bizzat inşa edenler olacaklar. Yeter ki biz onlara doğru pusulayı verelim.