Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) önümüze koyduğu son veri hem ülkemizi hem de yerelde kendi şehrimizi yakından ilgilendiren cinsten: "Mevcut becerilerin %39'u 2030'a kadar geçerliliğini yitirecek." Yani sadece birkaç yıl içinde, şu an ekmek yediğimiz mesleki yeteneklerimizin neredeyse yarısı tarih olacak. Bu sert gerçeklik karşısında artık şu soruyu sormak zorundayız: Duvarlarımızı süsleyen o yaldızlı, statik diplomalar bizi daha ne kadar koruyabilir?

Cevap net: Koruyamaz. Şehrimizin sokaklarında, kahvehanelerinde elinde diplomasıyla iş arayan binlerce gencimizi gördükçe bu acı gerçeği daha net anlıyoruz. Yıllarca teorik bilginin kutsandığı, dört yıllık bir üniversite bitirmenin ömür boyu konfor sağladığı o eski dünya artık yok. Artık statik diplomalara sığınanların değil; değişimin hızına ayak uyduran, yani dinamik yetkinlik geliştirenlerin ayakta kalacağı bir dönemdeyiz. Bu dinamizmin tam kalbinde ise hak ettiği değeri bir türlü veremediğimiz teknik eğitim yer alıyor.

Bugün yerel sanayimizi, esnafımızı, üretim tesislerimizi gezdiğimizde en büyük şikâyet hep aynı: "Diplomalı çok ama işi bilen, teknik eleman yok." İşte bu yüzden teknik eğitim, artık sadece meslek liselerine veya meslek yüksekokullarına sıkıştırılacak bir alternatif değil; memleketimizin geleceğidir. Çünkü teknik eğitim hantal değildir; piyasanın, fabrikanın, atölyenin anlık ihtiyacına göre hızla şekil alır. Teoriye boğulmaz, sahada katma değer üreten insanı yetiştirir.

2030’a doğru giderken yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşme dalgası şehrimizin küçük işletmelerine kadar ulaşacak. Bu yeni düzende endüstri bize "Dün hangi okulu bitirdin?" diye değil, "Yarın bu yeni teknolojiyi nasıl kullanacaksın?" diye soracak. Kod yazabilen bir ziraat teknikeri, cnc tezgahını dijitalle buluşturan bir usta, veri analiz edebilen bir esnaf... İşte ayakta kalacak olan "dinamik güç" budur.

Eğer bu %39’luk devasa erimenin altında kalmak istemiyorsak, yerelde acil bir zihniyet devrimine ihtiyacımız var. Çocuklarımızı sadece "masa başı bir diploması olsun" diye vizyonsuz bir geleceğe sürüklemekten vazgeçmeliyiz. Yerel yönetimler, odalar ve eğitim kurumları el ele verip pratik, çevik ve teknik odaklı eğitimlere ağırlık vermelidir.

Unutmayalım; gelecek, unvanlarını tabelalara yazıp arkasına yaslananların değil; yeni teknikleri öğrenmek için her gün kolları sıvayanların olacak. Statik diplomaların konfor alanı bitti. Tren hızla ilerliyor; bu şehirde işsizliği bitirmek ve geleceğe yürümek istiyorsak, rotamızı acilen teknik eğitime çevirmeliyiz.