Yaman Haber ® - Haberi kaynağından takip edin
Yaman Haber ® - Haberi kaynağından takip edin
KÖŞE YAZISI

Demokrasi Geliyor, Açın Kapıları..

Paylaş:

Demokrasi Geliyor, Açın Kapıları.. Yaşasın Hazreti Trump.!

Ortadoğu’da demokrasi takvimi bir kez daha çalıştı. Takvim Amerikan malı. Saatini Trump kuruyor, alarmı İsrail çalıyor, faturayı bölge halkları ödüyor. İran’da yaşanan son gelişmelerden sonra kahraman Amerika, yine tarihsel sorumluluğunu hatırladı ve “demokrasi getirme” görevine soyundu. Nasıl bir demokrasi mi? Çok tanıdık: Mollaları gönder, yerine Şah ailesini getir. Olmadı Kaçar Hanedanı’nı parlat. Olmadı, hangisi uygunsa… Yeter ki petrol aksın, üsler yerinde dursun, harita yeniden çizilsin.

Şimdi soralım: Demokrasi gerçekten bu mu? Bir halkın önüne üç seçenek koymak mı? “Ya mollalar, ya Şahlar, ya hanedanlar.” Arada halk var mı? Yok. Sandık var mı? Yok. Özgürlük var mı? Ona da gerek yok. Zaten özgürlük dediğin şey fazla gelirse baş ağrısı yapar. Demokrasi dediğin, Batı’dan bakınca güzel durduğu sürece makbuldür; yerelde kim ezilir, kim ölür, kim sürülür çok da önemli değildir.

İran, yıllardır baskıcı bir dinî rejimle yönetiliyor, evet. Kadınlar eziliyor, muhalifler susturuluyor, toplum nefes alamıyor, doğru. Ama çözüm gerçekten bu mu? Bir baskıcı rejimden kurtulup başka bir baskıcı rejime razı olmak mı? Molladan kurtulup Şah’a sarılmak mı? Yobazdan kaçıp hanedana sığınmak mı? İnsan aklı duruyor. Daha özgür bir gelecek hayali, neden hep daha eski bir karanlıkla değiş tokuş ediliyor?

Ama merak etmeyin, bu işin ustaları var. Amerika bu konuda çok deneyimli. Irak’ta denedi, olmadı. Suriye’de denedi, olmadı. Afganistan’da denedi, tam bir fiyasko oldu. Libya’da denedi, haritadan sildi. Ukrayna’da deniyor, sonucu henüz belli değil ama fatura kabarık. Şimdi sıra İran’da. Çünkü demokrasi stokları tükenmez. Bir ülke biter, yenisi bulunur. Demokrasi ihraç edilecekse, ambalaj önemli değildir.

Bu arada Türkiye’de de İran meselesi ayrı bir “taraftarlık ligi”ne dönüşmüş durumda. Bir yanda mollacılar, bir yanda Şahçılar, öte tarafta Kaçar romantikleri… Sanki konu demokrasiymiş gibi herkes saf tutuyor. Al mollayı vur hanedana, al hanedanı vur mollaya… Kimse “Bu halk ne istiyor?” diye sormuyor. Çünkü o soru fazla devrimci. Fazla demokratik. Fazla tehlikeli.

Gerçekle yüzleşelim: Ortadoğu’da dizayn edilen her ülkede olan yine halka oluyor. Filler tepişiyor, ezilen çimenler oluyor. İran’da da farklı olmayacak. Büyük liderler ekranlarda nutuk atacak, haritalar masalarda çizilecek, şirketler sıraya girecek. Ama sokaktaki İranlı yine yoksul, yine korku içinde, yine susturulmuş olacak. Tıpkı Iraklı gibi, Suriyeli gibi, Afgan gibi…

Ve elbette bu hikâyenin başrolünde bir isim var. Büyük dünya liderimiz, demokrasi aşığı, barış havarisi Trump. Nobel Barış Ödülü’nü vermediniz adama, o da “madem öyle” dedi, savaş lordu oldu. Haklı aslında. İnsan biraz takdir görmek ister. Demokrasi dağıtıyorsun, rejim deviriyorsun, ülkeleri paramparça ediyorsun; ama ödül yok. Ayıp etmişsiniz.

Sonuçta tablo net: İran yeniden dizayn ediliyor. Demokrasi ambalajlı, hanedan aromalı, petrol kokulu bir düzen geliyor. Halk mı? O yine sabretsin. Çünkü bu coğrafyada sabır, en yaygın yönetim biçimi.

Yaşasın demokrasi.
Yaşasın Amerika.
Yaşasın Hazreti Trump..!

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Yaman Haber ® - Haberi kaynağından takip edin yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Abdurrahman Akçal — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yeni Slow Radyo