Adıyaman’ın Sessiz Kahramanları: Madenciler…

Abdurrahman Akçal

04-12-2025 18:32

Adıyaman’ın Sessiz Kahramanları: Madenciler… Karaların En Temiz Yürekli İnsanları
Takvim yaprağında küçücük bir satır: “4 Aralık Dünya Madenciler Günü.”

Hayatın telaşı içinde çoğumuzun gözünden kaçan, belki bir arka sayfaya aitmiş gibi duran önemsiz bir not… Yıllarca benim için de öyleydi. Madenciler dendiğinde aklıma hep maden ocaklarının karanlığı, kazaların acısı, haber bültenlerinin soğuk dili gelirdi. Çünkü madenciler, bu ülkenin sessiz emekçileriydi; görünmeyen, duyulmayan, kıymeti çoğu zaman bilinmeyen bir dünyanın insanlarıydı.
Ta ki 6 Şubat sabahına kadar…
O sabah güneş bile doğmadı Adıyaman’ın üzerine. Kentin üstüne çöken karanlık, sadece gecenin değil, matem kokan bir felaketin karanlığıydı. Enkazların dumanı tüterken, şehir çaresizliğin ağırlığı altında ezilirken, bir anda bir ışık belirdi. Ne siren sesi vardı ne de gösterişli bir anons… Sessizce geldiler. Karanlığa alışkın gözleriyle, yeryüzünün en ağır yükünü taşımaya alışmış bedenleriyle… Madenciler.
Bugün anlıyoruz ki, madencilerin en iyi bildiği şey karanlığa girmekmiş. Çünkü karanlık onlardan korkuyor. Çünkü onlar, karanlığın içinden hayatı çekip çıkaran insanlar. Depremin ardından Adıyaman’ın dört bir yanında yükselen çığlıkların arasına koştuklarında, üzerlerindeki tulumlar bile birer zafer bayrağı gibiydi. Girilmez denilen enkazlara girdiler. Dokunulmaz denilen beton blokları elleriyle söktüler. Umudun bittiği yerde umut oldular.
O gün sokaklarda sessizce yürürken gördük onları. Kimseyi tanımıyorlardı; kimse de onları tanımıyordu. Ama insanlar, madencilerle göz göze gelince içlerine bir güven doldu. Çünkü madenci dediğin, toprağın altına sabah girip akşam dönen bir adam değildir sadece. Madenci, ölümle her gün selamlaşan ama hayattan hiç vazgeçmeyen bir yürektir. Bu yüzden deprem enkazlarına girerken tereddüt etmediler.
“Biz alışkınız karanlığa” dediler. “Karanlık bize zarar veremez.”
Belki kurtardıkları kişinin adını bilmiyorlardı. Belki çıkardıkları cansız bedenin hikâyesini hiç öğrenmeyeceklerdi. Ama o eller, bir annenin son umudunu tuttu; bir baba için yeryüzünü yeniden kurdu, bir çocuğun hikâyesine saygıyla dokundu. Enkazdan bir insan çıkarırken terle karışan gözyaşları vardı yüzlerinde. Acıya alışmışlar mıydı? Hayır. Ama acıya teslim olmamayı biliyorlardı.
Şimdi dönüp bakınca şunu fark ediyorum:
Biz madencileri hep yerin altında sandık; oysa onlar yerin üstündeki en büyük değerimizmiş.
Biz onları sadece maden facialarıyla hatırladık; oysa onlar bir milletin kalbine kazınacak büyüklükte kahramanlarmış.
Biz onların karalar içindeki hallerine bakıp hayatlarını zor sanırdık; oysa en zoru bizim yaşadığımız acıyı omuzlayıp taşımakmış.
Bugün 4 Aralık.
Bugün sadece bir “meslek günü” değil.
Bugün, Adıyaman’ın yıkıntıları arasında yeniden doğmamızı sağlayan adamlara borçlu olduğumuz bir minnet günüdür.
Bir madenci, enkazdan çıkan her cansız beden için sessizce bir kenara çöker, başını öne eğerdi. Yanına yaklaşıp “iyi misin?” diye sorardık. Hep aynı cevabı verirdi:
“Biz iyiyiz… Yeter ki siz olun.”
Bu ülkede çok kahraman gördük; kimi destan yazdı, kimi şarkılara konu oldu. Ama madencilerin kahramanlığı kelimelere bile sığmıyor. Onlar ne şöhret istedi ne alkış. Tek istedikleri, “bir can daha kurtuldu mu?” sorusunun cevabını duymaktı. Ve çoğu zaman bunu bile sessizce yaşayıp gittiler.
Adıyaman, bugün hâlâ ayaktaysa, hâlâ nefes alıyorsa, hâlâ hayata tutunuyorsa…
O ilk gün şehrin üzerine çöken tozu toprağı yararak içeri giren madencilerin payıdır bunda.
Bu yazıyı, Adıyaman’ın enkazlarında gecesini gündüzüne katan, bazen nefesini tutarak, bazen gözyaşına rağmen devam ederek çalışan bütün madencilere ithaf ediyorum. Onları tanımayan nesiller bile büyüdüğünde onlardan “yerin altındaki yıldızlar” diye bahsedecek. Çünkü kahramanlık bazen bir üniforma ister, bazen bir silah… Ama bazen de yalnızca yıpranmış bir çizme, bir baret ve cesur bir yürek ister.
İyi ki varsınız.
İyi ki karanlığa meydan okumayı biliyorsunuz.
İyi ki bu ülkenin ışık tuttuğu en karanlık günde, Adıyaman’ın kaderine ortak oldunuz.
4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nüz kutlu olsun…
Biz size bir gün değil, bir ömür boyu borçluyuz.

DİĞER YAZILARI Maskeli hesaplarda ‘Cesaret’: Bir itiraz yazısı 01-01-1970 03:00 Demokrasi Geliyor, Açın Kapıları.. 01-01-1970 03:00 Soru Sormanın Suç, Susmanın Makbul Sayıldığı Adıyaman’da Gazeteci Olmak 01-01-1970 03:00 KESK’ten Anahtar Parti’ye aynı sorun.... 01-01-1970 03:00 Gazeteciyi kolundan tutup atanlar… 01-01-1970 03:00 İsmini “Adıyaman”la süsleyip ruhunu bir yerlere kiralamış dernekler, 01-01-1970 03:00 Okulda Öğretmen, Dışarıda Tüccar: Eğitimde Sessiz Bir Çetenin Anatomisi 01-01-1970 03:00 Anne yetiş, dershaneyi polis bastı.... 01-01-1970 03:00 Adıyaman 1984: Elektronik Kelepçe Çağı 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin güvenlik doktrini ve savunma sanayi gerçekleri: Sıradaki olmamak için ne yapıyoruz? 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet İlkokulu Cinayeti 01-01-1970 03:00