google.com, pub-8265582019104083, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Usta Vardı, Şimdi Ne Usta Kaldı Ne De Ustaya Saygı…

M.Hakan Karaaslan

02-10-2026 08:45

 Usta vardı, şimdi ne usta kaldı ne de ustaya saygı…
Bir işi öğrenmek için ustanın yanında yıllarca beklenirdi. Ustanın bir bakışı, bir sözü, hatta bazen susması bile bir şey öğretirdi insana. Usta sadece yaptığı işi öğretmezdi; sabretmeyi, emek vermeyi, insan ilişkilerini, sorumluluk almayı da öğretirdi.
Şimdi ise ne eski anlamıyla usta kaldı ne de ustaya saygı gösterecek bir nesil…
Asıl mesele de burada başlıyor.
Bugün yeni nesli eleştirmek çok kolay.
“Bizim zamanımızda böyle değildi.”
“Kimse kimseye saygı göstermiyor.”
Peki bu yeni nesli kim yetiştirdi?
Tabiki biz. 
Bir önceki nesil, kendi yetiştirdiği nesli beğenmiyor.
Aslında burada hepimizin üzerinde düşünmesi gereken garip bir çelişki var.
Çocuklarımızı biz yetiştirdik. Onlara hangi değerleri verdiysek, büyük ölçüde onları aldılar. Hangi dünyayı kurduysak, onlar o dünyanın içinde büyüdüler. Biz teknolojiyle tanıştırdık, biz onların önüne imkânları koyduk, biz onların yerine birçok şeyi yaptık, biz hata yapmasınlar diye önlerini temizledik.
Sonra da dönüp:
“Bu çocuklar neden bizim gibi değil?” diye soruyoruz.
Çünkü dünyanın huyunu suyunu değiştirdik biz.
Eskiden büyük aileler vardı. Dede, nine, amca, hala, dayı, teyze, kuzenler aynı hayatın içinde birbirine omuz verirdi. Çocuk yalnız büyümezdi. Bir yanlış yaptığında onu düzeltecek, düştüğünde kaldıracak, hayatı anlatacak birçok insan vardı.
Şimdi ise giderek daha küçük ailelerde, hatta giderek daha bireysel bir hayatın içinde büyüyoruz.
Çocuklarımızı bağımsız bireyler olarak yetiştiriyoruz.
Belki bunun çok önemli bir avantajı da var.
Kendi ayakları üzerinde durmayı öğreniyorlar.
Kararlarını kendileri verecekler.
Düştüklerinde kendileri kalkacaklar.
Hayatlarının sorumluluğunu daha fazla kendileri üstlenecekler.
Başlarına gelenlerin hesabını başkasına değil, kendilerine verecekler.
Bu yönüyle yeni nesil belki de bizden daha güçlü bir bireysellik taşıyor.
Ama bunun da bir bedeli var.
İnsan yalnızlaştıkça aile küçülüyor.
Aile küçüldükçe dayanışma azalıyor.
Dayanışma azaldıkça toplumun birbirine tutunma biçimi değişiyor.
Belki de gelecekte “büyük aile” dediğimiz yapı, yalnızca eski fotoğraflarda ve hatıralarda kalacak.
Bir zamanlar bayramlarda onlarca kişinin aynı sofraya oturduğu evler vardı.
Şimdi aynı apartmanda yaşayan insanların birbirini tanımadığı bir dünyaya doğru gidiyoruz.
Eskiden bir çocuğun yetişmesinde bütün mahalle söz sahibiydi.
Şimdi çocuklarımızı çoğu zaman ekranlar, sosyal medya ve kendi yaşıtlarının dünyası şekillendiriyor.
Ve biz hala onlara:
Bizim zamanımızda…diye başlayan cümleler kuruyoruz.
Oysa mesele yeni nesli suçlamak değil.
Mesele, hangi dünyayı kurduğumuzu görmek.
Usta-çırak ilişkisini kaybettik.
Mahalle kültürünü kaybettik.
Büyük aileyi küçülttük.
Çocuklarımızın yerine karar verdik, onların yerine sorun çözdük, onların yerine hayatı kolaylaştırdık.
Şimdi ise onlardan güçlü, sabırlı, dayanıklı ve sorumluluk sahibi olmalarını bekliyoruz.
Belki de önce kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz onlara ne öğrettik?
Çünkü hiçbir nesil gökten düşmüyor.
Her nesil, kendisinden önceki neslin bıraktığı dünyanın içinde yetişiyor.
O genç, bizim evlerimizde büyüdü.
Bizim okullarımızdan geçti.
Bizim değerlerimizle tanıştı.
Bizim teçrizatımızın ürünü. 
Bizim yaptığımız hataları gördü.
Bizim doğrularımızı öğrendi.
Ve şimdi kendi dünyasını kuruyor.
Belki de artık yapmamız gereken, yeni nesli sürekli yargılamak yerine onunla konuşmak.
Çünkü usta-çırak ilişkisi yalnızca meslek öğrenme ilişkisi değildi.
Bir insanın başka bir insana hayat tecrübesini aktarmasıydı.
Şimdi belki de kaybettiğimiz en önemli şey tam olarak bu:
Tecrübenin kuşaktan kuşağa aktarılması.

Usta azaldı.
Halde azaldı.
Çırak azaldı.
Mahalle azaldı.
Büyük aile küçüldü.
Ama insanın insana ihtiyacı bitmedi.
Belki bundan sonra mesele, eski dünyayı aynen geri getirmek değil.
Yeni dünyanın içinde kaybettiğimiz insanlığı yeniden kurabilmek.
Çünkü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insanın insana öğreteceği bir şey mutlaka kalacak.
Ve belki bir gün yeni neslin çocukları da bize dönüp:
Eskiden usta vardı…diyecek.
Hayat, dünya bir kısır döngüden ibaret döngü dönüp duruyor.
İşte o zaman onlara kızmak yerine kendimize sormalıyız:
Peki biz, ustalığı onlara aktarabildik mi?

DİĞER YAZILARI Çaresiz Adıyaman! 01-01-1970 03:00 Bir Sınavdan Daha Fazlası: Adıyaman’da Proje İmam Hatip Sınavı Neden Açık Uçlu yapılıyor? 01-01-1970 03:00 Adıyaman’ın En Büyük Depremi Fay Hattında Değil, Sınıflarda Yaşanıyor! 01-01-1970 03:00 Asıl Sorun Demokrasi mi? Kurumsallaşamamak mı? 01-01-1970 03:00 Nereden Nereye 01-01-1970 03:00 Sağlıkta sessiz devirm 01-01-1970 03:00 Altın’da son durum 01-01-1970 03:00 Suç ve ceza 01-01-1970 03:00 Küçükbaş Hayvancılıkta yeni destek ve ekonomiye katkısı  01-01-1970 03:00 Ramazan’da Zam, Adıyaman’da zam Yarış mı var. 01-01-1970 03:00 Adıyaman’da Mesafe Değil, Muhabbet Kazanır 01-01-1970 03:00 Adıyaman Ekonomisi Alarm Veriyor: Esnaf Ayakta Kalma Mücadelesinde 01-01-1970 03:00 Altın ve Gümüşte Neye Dikkat Edilmeli? 01-01-1970 03:00 4.17’de Başladı Herşey 01-01-1970 03:00 Kurtarıcı Yanılgısı ve Hayat Enerjimizin Sessizce Tükenişi 01-01-1970 03:00 Dünya kısır döngüler ile dönmeye devam ediyor 01-01-1970 03:00 İftira dinen de ahlaken de en büyük günahlardandır 01-01-1970 03:00 Adıyaman’da Trafik Sorunu: Sorunun Kaynağı ve Çözüm Yolları 01-01-1970 03:00 Kahta’da Kitabın Bereketi, Halkçı Belediyeciliğin Güzel Bir Örneği 01-01-1970 03:00 Ev Gibi Değil: Bilimin Gözüyle Değişen Dünya ve İnsan 01-01-1970 03:00 Haritada Adıyaman Var Ama Hafızalarda Yok 01-01-1970 03:00 Adıyaman’a da Bir Millet Kütüphanesi Yakışmaz mı? 01-01-1970 03:00 45 Yıllık Bir Müsibetin Sonu: Umuda Açılan Kapı 01-01-1970 03:00 Adıyaman’da Biriken Servet 01-01-1970 03:00 Adaletin Camı Filmle Kapanmasın 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Sonu: Terör Gidiyor, Türkiye Yükseliyor 01-01-1970 03:00 Faiz Kıskacında Bir Ekonomi: Yüzde 60 İle Ticaret Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 MotoFest Ruhumuzu Ayağa Kaldırdı 01-01-1970 03:00 Adıyaman’ın Uyuyan Serveti 01-01-1970 03:00 Adaletin Terazisi ve Siyasi Sistemin Açmazları 01-01-1970 03:00 Hayırlı pazarlar diliyorum 01-01-1970 03:00