Bir insan bir yanlış yaptığında bozulmaz;
bir insan camiye gidiyor diye de düzelmez. İnsan değer ve kriterinde ölçü böyle değildir.
Siyasetçi olsun, yönetici olsun… Eğer vatandaşla arasına mesafe koymuşsa, çarşının nabzını tutmuyorsa, esnafın siftahsız kapattığı dükkânı görmüyorsa, depremden sonra yüreği hâlâ enkaz altında kalan insanın sesini duymuyorsa; bilsin ki o koltuk bir gün altından çekilir. Çünkü bu topraklarda asıl olan sandık değil, gönüldür.
Biz büyük bir köyde yaşıyoruz: Adıyaman.
Çektiğimiz rezaletleri herkes görüyor. Nereye elini atsan orası elinde kalıyor.
Yolları mı desek, işsizliği mi ve biten umutlarımı.
Hangi mahallede iş yok, hangi evde umut azalmış, hangi dükkânda veresiye defteri kabarmış, kim siftahsız kapatmış.
Bunları bilmeyen şehrin yönetimine talip olmasın.
Adıyaman bugün sadece yollarla, binalarla, projelerle imtihan olmuyor.
Adıyaman güvenle, adaletle, samimiyetle imtihan oluyor.
Vatandaşın derdini bilmeyen, derdiyle hemhâl olmayan, çayını içip gözünün içine bakmayan kim varsa; ne kadar güçlü görünürse görünsün, aslında en zayıf olandır. Çünkü bu şehir, kimin gerçekten yanında durduğunu unutmaz.
Millete tepeden bakanların, insanları kullananların, bir şekerle kandıranların sonu hüsrandır.
Biz yapılanı da görüyoruz, yapılmayanı da.
Kim taş üstüne taş koymuş, kim laf üstüne laf koymuş; hepsini not ediyoruz.
Bugün susan yarın konuşur.
Bugün sabreden yarın hesap sorar.
“Gün ola, harman ola” der atalarımız.
O gün geldiğinde düğün de kurulur, hesap da sorulur.
Kim gönül yaptıysa baş tacı edilir.
Kim gönül kırdıysa, tarih onu sessizce siler, atar.
Bu şehir çok şey gördü.
Acıyı da gördü, ihaneti de, dayanışmayı da…
Ama en çok şunu gördü:
Halktan kopan, halkta kaybolur.
Halkla yürüyen ise, iz bırakır.
Sözün özü;
Mesafe koyan değil, omuz veren kazanır.
Gösteren değil, gerçekten gören kazanır.
Ve unutmayalım…
Adıyaman küçük bir yer olabilir ama küçük yerlerde hafızada kalanlar çok olur.
Mehmet hakan Karaaslan
Mali müşavir