Yaman Haber ® - Haberi kaynağından takip edin
Yaman Haber ® - Haberi kaynağından takip edin
KÖŞE YAZISI

Kaldırımın Yüksekliği Medeniyetin Yansıması Olabilir mi?

Hasan Güler Hasan Güler Yazarın tüm yazıları
02-03-2026 09:35 3 dk okuma
Paylaş:

Bir şehrin kaldırımı, o şehrin karakterinin çenesidir. Yerden kaç santim yükseldiğine bakarak, kentin neye kızdığını, neyi umursamadığını, kimi koruduğunu anlayabilirsiniz.

Diyelim ki kaldırım yüksek. Neredeyse küçük bir sur gibi. İlk akla gelen gerekçe pratik: Araçlar park etmesin diye. Fakat burada ince bir paradoks var. Eğer kaldırım araç parkını engellemek için yükseltiliyorsa, bu şu cümleyi fısıldar: “Araçlar zaten kaldırıma park ediyor.”

Yani mesele beton değil, davranış.

Bir şehir, yürüyen insanı korumak için mi yükseltir kaldırımı, yoksa otomobille müzakere edemediği için mi? Eğer araçlar kaldırımı işgal edebiliyorsa, ya otopark yoktur ya denetim yoktur ya da kamusal alanın sınırları zihinde silinmiştir. Kaldırım bir anda bir yürüyüş yolu olmaktan çıkar, “müsaitse park alanı”na dönüşür. Ve bu dönüşüm, tekrarlandıkça kültürel bir alışkanlığa evrilir.

Bir sabah çocuk arabasıyla çıkan anne, bir akşam bastonuyla yürüyen yaşlı, bir gece vardiyasından dönen işçi… Hepsi aynı cümleyi bedenleriyle kurar: “Burası benim yolum muydu, değil miydi?”

Kaldırımın yüksekliği burada bir mühendislik tercihi olmaktan çıkar, bir değer beyanına dönüşür.

Yüksek Kaldırım: Savunma Refleksi

Yüksek kaldırım bazen bir savunma duvarıdır. Kent, yayayı korumak için fiziksel bir bariyer koyar. Ama bu bariyer aynı zamanda erişilebilirliği zorlaştırır. Tekerlekli sandalye kullanan bir birey için, çocuk arabası süren biri için, yaşlı biri için yüksek kaldırım küçük bir dağdır.

Şehir şöyle der: “Seni koruyorum ama zahmetine katlan.”

Koruma ile konfor arasındaki gerilim, betonun içinde saklıdır.

Alçak Kaldırım: Eşitlik Hayali mi, Belirsizlik mi?

Bazı şehirlerde kaldırım neredeyse yol ile aynı hizadadır. Yaya ve araç arasında keskin bir sınır yoktur. Bu, “paylaşılan alan” fikrine yakındır. Avrupa’da bazı örnekler akla gelir, mesela Amsterdam’ın bisiklet öncelikli sokakları ya da Kopenhag’ın insan merkezli planlaması. Orada alçaklık, bir düzensizlik değil; bilinçli bir uzlaşmadır.

Ama aynı alçaklık, başka bir şehirde belirsizliğe dönüşebilir. Sınırlar net değilse, güçlü olan alanı kapar. Çizgi silikse, tekerlek ağır basar.

Demek ki yükseklik tek başına anlam üretmez. Anlamı, o şehrin davranış kodları üretir.

Kaldırım ve Otopark

Eğer araçlar kaldırıma park ediyorsa, bu bir altyapı açığına işaret eder. Otopark yetersizdir, planlama eksiktir ya da denetim zayıftır. Fakat çözüm olarak kaldırımı yükseltmek, bazen sorunun köküne değil, sonucuna müdahaledir.

Bir yara bandı gibi.

Soruyu tersinden soralım: Kaldırımın yüksekliği arttıkça, şehir planlamasının kalitesi de artıyor mu? Yoksa sadece sorunların etrafına beton çit mi çekiyoruz?

Kaldırımın Psikolojisi

İnsan, fiziksel sınırları görünce davranışını ayarlar. Yüksek kaldırım, “Buraya çıkma” der. Alçak kaldırım, “Karar senin” der. Sürekli ihlal edilen bir kaldırım ise şunu öğretir: “Kurallar esnektir.”

Bu tekrarlandıkça norm oluşur. Norm kültür olur. Kültür de bir gün mimariye geri döner.

Sonra yeni yapılan sokakta mimar şöyle düşünür: “Nasıl olsa park edecekler.” Ve kaldırım biraz daha yükselir.

Bu, betonun içinde donmuş bir teslimiyettir.

Bir Şehrin Vicdan Ölçüsü

Kaldırımın yüksekliği aslında şu soruyu sorar: Bu şehirde öncelik kimde?

Yaya mı?
Araç mı?
Yoksa güçlü olan mı?

Eğer bir şehirde insanlar yürürken sürekli yola inmek zorunda kalıyorsa, o şehirde kamusal alanın tanımı kaymıştır. Kaldırım, yürüyenin hakkıdır. O hak savunma duvarına dönüşmüşse, demek ki hak zaten tehdit altındadır.

Sonuçta kaldırımın santimetresi, kentin zihinsel yüksekliğini ölçer. Rögar Kapakları gibi smiley

Belki de bir şehri anlamak için binalarına değil, kaldırımına bakmak gerekir. Çünkü binalar göğe doğru konuşur. Kaldırımlar ise yere, yani insana.

 

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Yaman Haber ® - Haberi kaynağından takip edin yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Hasan Güler — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yeni Slow Radyo