Hz Muhammed'in cenazesi 3 gün ortada mı kaldı?

Mustafa Öztekin

20-08-2025 14:05

Asılsız bir takım İddialar göre peygamber efendimizin mübarek naaşları vefatlarının ardından 3 gün boyunca bekletilmiş ve herhangi bir cenaze merasimi uygulanmamıştır. 
3 gün sonrasında ise cenazenin teçhiz ve tekfin işlemleri tamamlanmış ve cenaze duasına(namazı) sadece 17 kişi katılmıştır.
Bu iddiaları ortaya atanlar ya kötü niyetli kimselerdir, değillerse tarih ve siyer bilgisinden yoksun cehalette zirve noktaya ulaşmış insanlardır.
Bu iddaa sahipleri; sahabe efendilerimizin Hz Muhammed'in o naif kişiliği karşısında adeta eridiklerini ve ona tarif edilemez bir sevgiyle bağlı olduklarını herhalde bilmiyorlar. 
O üzülmesin, kırılmasın diye onun gözlerinin içine baktıklarını ve hürmette asla kusur etmediklerini de bilmiyorlar.
Ona tarifsiz bir sevgi ile bağlı olduklarını ve peygamberin kendilerine her hitabında "Anam, babam sana feda olsun Ya Resulallah!" diye mukabelede bulunduklarından da habersizler.
Mallarıyla ve canlarıyla Hz Muhammed'in etrafında kenetlenmiş olan o mümtaz sahibilerin tarihe vefanın, fedakarlığın ve sevginin en derin örneklerini nasıl nakş ettiklerini de bilmiyorlar.
Kaldı ki;  Peygambere tarifsiz bir sevgi ve saygı ile bağlı olan böyle bir neslin peygamberin cenazesine kayıtsız kaldıkları nasıl düşünülebilir ki?
Böyle bir düşünce art niyetle yoğrulmuş, zan 
içerikli bir aklın ürünü değilse, nedir? 
Gelelim siyer kaynakları ışığında Peygamberimizin vefatı esnasında yaşanan olayların asliyetine:
Hazret-i Muhammed Mustafâ (s.a.v.), Vedâ Haccı’ndan sonra ateşli bir hastalığa tutuldular. Bu hastalık, O’nu ümmetinden ayıracak, ömrü boyunca arzu ettiği Refîk-ı A’lâ’sına kavuşturacak olan vefât hastalığı idi. Zâten “Nasr Sûresi”nin nüzûlü ile ecelinin yaklaştı­ğını öğrenmiş bulunan Allâh Rasûlü (s.a.v.) artık son yolculuğa ha­zırlanıyorlardı.
 13 gün kadar süren bir hastalığın ardından 8 Haziran 632'de (Hicrî 11, Rabîulevvel 12) Pazartesi günü Medine'de, Hz Aişe'nin hanesinde, kuşluk vaktinde, 63 yaşında vefat etmişlerdir.
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in kabri Mescidi Nebevinin içinde yer alan Yeşil Kubbe’nin (Kubbe-i Hadra - Ravza-i Mutahhara) altında metfun bulunmaktadır.
Arap geleneklerine göre teçhiz ve tekfin işlemleri yakın akrabalar tarafından sürdürülüyordu. Dolayısıyla peygamber efendimizin defin işlemlerini yakın akrabaları olan Hz. Ali, Hz.Abbas, Fadl bin Abbas, Kusem bin Abbas, Üsâme bin Zeyd ve Peygamberimiz (s.a.v.)'in azadlısı Şükrân (Salih) bulunuyordu. 
Bu arada Ensar-ı Kiram da bu ulvî hizmette bulunmak isteğini bildirince, onları temsilen de Hz. Ali tarafından Evs bin Havlî içeri alındı. Yıkama işini Hz. Ali bizzat yapmıştır. Evs bin Havlî testi ile su taşırken, Hz. Abbas ile Üsâme ve Şükrân, Peygamberimiz (s.a.v.)'in üzerine su dökmüşler, Hz. Ali de eline sarmış olduğu bez ile gömlek üzerinden oğuşturarak Peygamberimiz (s.a.v.)'i yıkamıştır.
Rebiülevvel ayının on üçü, salı günü öğleye doğru Resûl-i Kibriyâ Efendimizin yıkanma ve kefene sarılma işi tamamlanmıştır. Mübarek naaş Hücre-i Saadetinde sedirinin üzerine konulmuş ve bundan sonra Hâne-i Saadetlerinin kapısı açılmıştır. Önce erkekler, sonra kadınlar, daha sonra da çocuklar küçük gruplar halinde Fahr-i Alem Efendimize karşı bu son vazifelerini huşû ve hüzün içinde ifa etmişlerdir.
Bu durum peygamber efendimizin cenaze duasının (namaz) çok büyük bir kitle tarafından tek seferde değil küçük gruplar halinde 3 gün boyunca sürekli yapıldığını gösteriyor. Mübarek naaş çarşamba günü akşam vakitlerinde toprağa verilmiştir. Yani peygamber efendimizin cezası üç gün boyunca ilgisizce yerde bırakılmış değildir. Tam tersine 3 gün boyunca teçhiz, tekfin ve cenaze namazı(duası) işlemleri hassasiyetle sürdürülmüştür.
Ancak peygamber efendimizin teçhiz ve tekfin işlemleri sürerken Ensardan bir grup  Ben-i Saide  Sakifesin de toplanmışlardı. (Ben -i Saide kabilesinin istişare maksatlı toplantılar için kullandıkları bir mekan, gölgelik bir alan)
Ensar'ın ileri gelenlerinden bazıları, Medine’nin yerlileri oldukları ve muhacirlere kucak açıp İslâm’a ev sahipliği yaptıkları için devlet başkanlığı vazifesinin kendilerinin hakı olduğu düşüncesiyle içlerinden birini devlet başkanlığına getirmek maksadıyla istişare için toplanmışlardır.
Ancak Beni Saide de toplanmış olanlar Ensar'ın sadece küçük bir kısmını oluşturmuştur. Dolayısıyla Ensarın büyük çoğunluğunun itibar etmediği ve Muhacirin ise hiçbir şekilde katılmadığı bir toplantıdır. 
Ensarın ittifaken üzerinde tartıştıkları aday Hazrec kabilesinin reisi Sa‘d b. Ubâde idi. Olayı haber alan Hz. Ömer ile Hz. Ebû Bekir ve yolda rastladıkları Hz. Ebû Ubeyde b. Cerrâh ile birlikte oraya gidip toplantıya katıldılar. Burada yapılan istişareler sonrasında Sa‘d b. Ubâde yerine Hz Ebubekir ismi üzerinde ittifak edilerek biat edilmiştir.
Bu tablodan şöyle bir sonuç çıkartmak mümkündür. Peygamber efendimizin teçhiz ve tekfin işlemleri yakın akrabaları tarafından sürdürülmüş ve cenaze herhangi bir şekilde herhangi bir gerekçe ile ihmale uğramamıştır. Cenaze işlemleri hassasiyetle yürütülmüş ve cenaze duası(namazı) Hane-i Saadet gibi küçük bir mekanda kılındığı için şehir dışından gelenlerin yoğun ilgi ve talepleri dolayısı ile uzun sürmüştür. 
Cenaze namazı işlemlerinin uzun sürmesini kendilerince bir iftira ve zan malzemesi haline getirmeye çalışan bazı şer odakları bu durumu fırsat bilip "Peygamberin cenazesi 3 gün ortada kaldı" şayiası ile zihinleri bulandırmaya çalışmışlardır.
Günümüzde bile büyük bir ilim veya devlet adamı vefat ettiğinde cenaze işlemlerinin günlerce sürdüğünü düşünürsek, Hz Muhammed Mustafa'nın cenaze işlemlerinin üç gün sürmüş olması çok da abartılacak bir durum değildir. 
Vesselam.

 

DİĞER YAZILARI İSLAM'DA "RUHBAN" ANLAYIŞI YOKTUR 01-01-1970 03:00 CENNETTE "HURİ" VAR MIDIR? 01-01-1970 03:00 İSLAM BİR İBADET DİNİ MİDİR? 01-01-1970 03:00 REGAİP KANDİLİ VE HZ PEYGAMBERE İFTİRA 01-01-1970 03:00 ÜLKEDEKİ SORUNLAR NASIL ÇÖZÜLÜR? 01-01-1970 03:00 ÜLKEDEKİ SORUNLAR NASIL ÇÖZÜLÜR? 01-01-1970 03:00 TÜRK ÇİFTÇİSİ NEDEN BÖYLE SUSKUN? 01-01-1970 03:00 TÜRK ÇİFTÇİSİ NEDEN BÖYLE SUSKUN? 01-01-1970 03:00 DİNDARLIK VE DİNCİLİK 01-01-1970 03:00 KUR'AN'DA NELERİN OLMADIĞINA İNANAMAYACAKSINIZ 01-01-1970 03:00 Kur'an'ın İklimine Yolculuk 01-01-1970 03:00 'Güçlü Lider Güçlü Devlet' Tarihi Bir Yanılgı Mıdır? 01-01-1970 03:00 Dünyada Cennetle Müjdelenmek Mümkün Mü? 01-01-1970 03:00 İslami'n Sembolü: Sarık, Sakal Ve Cübbe Midir? 01-01-1970 03:00 Yok sayılmış Kur'an! 01-01-1970 03:00 Kur’an Bize Ne Anlatıyor 01-01-1970 03:00