TÜRK ÇİFTÇİSİ NEDEN BÖYLE SUSKUN?
TÜRK ÇİFTÇİSİ NEDEN BÖYLE SUSKUN?
"Çiftçi, milletin efendisidir." Bu söz bize ait.
Fakat herkes çok iyi biliyor ki Türk çiftçisi, hiçbir zaman milletin efendisi olmamıştır.
Bizde "tarım, çiftçi, efendi" üçgeninde son derece vahim bir tablonun varlığı inkar edilemez bir gerçek.
Avrupa'da çiftçi nasıl diye baktığımızda Türkiye ile Avrupa arasında 'köylü milletin efendisidir' sözünün kıyas kabul edilemeyecek kadar avrupalı çiftçiye daha çok yakıştığını da söylemek mümkün.
Avrupalı çiftçiler günlerdir tarım politikalarının yanlış uygulandığı iddiasıyla hükümetlerine kimin efendi olduğunu sert bir protesto ile hatırlatyorlar.
Tarım politikalarındaki yanlışlıkların düzeltilmesini demokratik protesto hakları ile sağlamaya çalışıyorlar.
Bu durum Avrupalı çiftçilerdeki hak arama anlayışları ile Türk çiftçisinin sorunlar karşısındaki susma alışkanlığının karşılaştırılmasını zorunlu kılıyor.
Durum incelendiğinde Türk çiftçisinde bir takım psikiyatrik travma belirtilerini gösterdiğini bir takım örneklerle ispat etmek mümkün.
Biraz düşününce, Türk çiftçisinin batıdan alması gereken en önemli şeyin sadece modern tarım aletleri olmadığını da ortada..
Direnme, yanlış tarım politikalarının karşısında durma, hakkını arama, bunlar Türk çiftçisinin terminolojisinde pekte yer almıyor.
Neyse..
Bazen uzun uzun konuşup çok şey anlatmaya çalışmak iyi bir yol olmayabilir.
Susmak, kelimelerle ifade edilemeyen pek çok şeyi daha iyi anlatır derler..
O zaman hadi hep beraber susalım ve her şeyin çok iyi gittiğini hayal ederek hiç değilse mutlu olmaya çalışalım.
Vesselam.
YORUMLAR