Allahu Teala peygamberi Hz. Muhammed Mustafa vasıtasıyla 1400 küsur yıl önce insanlığa bir hitapta bulundu. Bu hitabın sonunda..

"Bugün sizin dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı seçtim” (Mâide 5/3) buyurdu. 

Allahü Teala bizler için din olarak İslam'ı seçti. İslam'ın anayasası olan 'Kur'an-ı Kerim' eksiksiz bir şekilde tamamlandı ve insanlığın istifadesine sunuldu.

Aynı zamanda:

"Biz kitapta tek bir şeyi bile ihmal edip, eksik bırakmadık" (En'am 38) 

Ayeti ile, Kur'an'ın muhteviyatının ne kadar zengin olduğuna da işaret edildi.

"Şüphe yok ki, Kur'ân'ı biz indirdik ve şüphe yok ki, O'nu her türlü bozulmadan da biz koruyup muhafaza edeceğiz."(Hicr 9)

buyurarak, Kur'an'ın kendi koruması altında olduğunu da ifade buyurdu.

Fakat; 

İnsanlığın istifadesine sunulmuş, Allahü Teala'nın emir ve yasaklarını ihtiva eden bu yüce kitaptan insanlığın ne kadar faydalandığı ve sahiplendiği ise yanıt arayan bir soru olarak karşımızda durmaktadır.

Çünkü Kur'an-ı Kerim;

Allahü Teala'nın insanlığa hitabı ve mesajıdır. 

Buna rağmen insanlık; 

Kur'an'ın muhteviyatını terk ettiği halde, kapağı, sayfaları ve yazısına sahip çıkmak gibi üstün bir meziyetle (! ) Kur'an'ı yok saymıştır.

İlk emri oku ve anla olmasına rağmen insanlık onu anlamadan okuyarak Kur'an'ı yok saymıştır.

Yaşarken okunup anlaşılmayan hayata yansıtılmayan Kur'an, ölürken vazgeçilemeyen ve onsuz gömülmenin mümkün olmadığı bir kitaba dönüştürüldüğü için yok sayılmıştır.

Uyanık iken yok sayılan,  uyurken başucundan eksik edilmeyecek bir kitap gibi algılandığı için yok sayılmıştır.

Bir hayat kitabı, bir yaşam rehberi olması gerekirken, tören ve teşrifat kitabı gibi görülerek, teşrifatlarda birkaç ayeti okunduktan sonra geçillip gidildiği için yok sayılmıştır.

Abdestsiz sahifelerini el sürülmeyen, abdestli iken hükümleri çiğnenen bir kitap haline dönüştürüldüğü için yok sayılmıştır.

Arapça metin üzerinden Ramazan ve kandil gibi özel gün ve aylarda hatimler indirildiği halde, mana ve derinliği hiç sorgulanmadığı için yok sayılmıştır.

Camilere hapsedip, mezarlıklarda özgürleştirilen, diri değil ölü kitabı haline dönüştürüldüğü için yok sayılmıştır.

Evin en yüksek ve en hakim duvarına, dantel işlemeli muhafazalar içine hapsedilerek, el sürülmediği ve okumanmadığı için yok sayılmıştır.
 
Farziyet değil takva ölçüsü olarak tavsiye edilmiş bazı telkinlerle:

✓Abdestsiz okuyamazsın!

✓Diz çökmeden okuyamazsın!

✓Baş açık okuyamazsın!

✓Adetliyken iken okuyamazsın!

ifadeleri ile adeta "okumayın" demeye getirildiği için yok sayılmıştır. 

Kur'an'ın içeriğine değil yazı ve sayfasına aşırı hürmet ve ihtimam gösterildiği için yok sayılmıştır.

Kur'an ayetlerini havaya, suya üfleyip şifa beklerken, kalbimize üflemediğimiz için yok sayılmıştır.

Dirinin yaşam kitabı değil, ölünün merasim kitabı haline dönüştürüldüğü için yok sayılmıştır.

Özetle: Kur'an-ı Kerim bütün hikmeti ve varlığıyla ortadadır. Bu varlığı bilinçsiz fiillerle yok sayan insanoğlu bu kitabın varlığına ve kutsiyetine herhangi bir zarar veremez.  Allahü Teala insanlığın selameti için insanlığa bu emir ve yasakları bildirmiştir. Bu emir ve yasaklara uymayan insan oğlu, uymamanın cezasını hem dünyevi hem de uhrevi  zararlarla çekecektir. 

Rabbimiz Haç Suresi 94. ayette "

"Onlar Allah’ı gereği gibi tanımadılar. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, mutlak galiptir." buyuruyor.

Mevlam insanlığı Kur'an'ı Kerim'in evrensel hitabı ile buluşturup, Allahü Teala'nın hükümlerini içtimayi hayata yansıtmayı ve onu hakkı ile tanımayı nasip eylesin.

Vesselam.