Hadis kaynakları incelendiğinde karşımıza "Aşere-i Mübeşşere" diye bir kavram çıkıyor. Bu kavram Hz Muhammed Aleyhisselam tarafından dünyada cennetle müjdelenmiş 10 sahabeyi ifade ediyor.
Konunun detayı biraz incelendiğinde
Tirmizi kaynaklı bir hadis-i şerifte on sahibinin ismi zikredilerek bu sahabilerin dünyadayken cennetle müjdelendikleri ifade ediliyor. Bu 10 sahibinin isimleri ise şöyle : "Hz. Ebû Bekr (ö. 634), Hz. Ömer (ö. 643), Hz. Osman (ö. 655). Hz. Ali (ö. 660), Hz. Abdurrahman b. Avf (ö. 652), Hz. Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh (ö. 639), Hz. Talha b. Ubeydullah (ö. 656), Hz. Zubeyr b. Avvam (ö. 656), Hz. Sa'd b. Ebi Vakkâs (ö. 674), Hz. Said b. Zeyd (ö. 671)
(Tirmizî, Menâkıb, 25; Ahmed b. Hanbel, I, 193)
AKLA GELEN SORULAR;
Öncelikle bu konuya ışık tutması açısından akla gelen bir takım soruları sıralamak konunun daha iyi sorgulanması açısından yararlı olacaktır.
✓Dünyadayken cennette müjdelenmek mümkün müdür?
✓Bu durum imtihan sırrına aykırı değil midir?
✓Dünyadayken cennetle müjdelenmek Kur'an'i öğretilere ve Nebevi beyanlara uyar mı? ✓Yaşarken cennet ile müjdelenen bir kişinin kalan ömründe günah işlemeyeceğinden nasıl emin olunabilir?
✓Kur'an'ın ortaya koyduğu "Dünya hayatı bir imtihan sahasıdır" prensibine bu durum aykırı olmaz mı?
✓Dünyadayken cennette müjdelenmiş bir bir kişi için kıyamet günü ve kıyamet gününde yaşanacak olan hesap, sorgu ve sual gibi olaylar anlamsızlaşmaz mı?
✓Kur'an-ı Kerim "gayp" bilgisinin Allahu Teala ya ait olduğunu söylerken bir takım insanların dünyada cennette müjdelemek gayb sırrına aykırı değil midir?
✓Bu hadis neden sadece 10 sahabeden bahsetmektedir. Diğer sahabiler neden cennetle müjdelenmemiştir.
✓"Esedullah", yani "Allah'ın Aslanı" lakaplı Hz Hamza(r.a.) bu listede neden yer almamaktadır.
✓Bu hadis neden kadın sahabilere yer vermemektedir.
Bu sorulara Kur'an'dan ve peygamber efendimizin yaşantısından cevaplar arandığımızda mevcut hadiste bildirilen bilgi ile taban tabana zıt farklı bilgiler ile karşılaşıyoruz.
HİÇ KİMSE KENDİ AMELİYLE CENNETE GİREMEZ!
Örneğin, Kur'an öğretileri Mü’minlerin cennete girmesinin, Allah Teâlâ’nın lûtfu ihsânıyla olduğunu bildiriyor. Nitekim Allah Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz bir defasında:
“–Hiç kimse amel ve ibadeti sayesinde cennete giremez!” buyurmuştu.
Ashâb-ı kirâm hayretle:
“–Siz de mi yâ Rasûlâllah?” diye sordular. Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem:
“–Evet ben de!.. Meğer ki Rabbimin lûtf-i ilâhîsi imdâda yetişe!.. Zira O’nun fazlı, rahmet ve mağfireti beni bürümedikçe ben de cennete giremem! Yaptığım ameller beni de kurtaramaz!..” buyurdular. (Buhârî, Rikāk, 18; Müslim, Münâfikûn, 71-72)[1]
Demek ki Allâh’ın rızâsını celbedecek olan ibadet, tâat, hizmet ve sâlih ameller için elden gelen bütün gayreti göstermekle beraber, bunlara güvenmeyip dâimâ Cenâb-ı Hakk’ın lûtfu keremine, fazlu ihsânına sığınmak, hepimiz için gerekli olan mühim bir kulluk edebidir.
Kaldı ki, Peygamber efendimiz bile kendi ibadet ve taatine itibar etmez iken nasıl olur da sahabi efendilerimizi cennette müjdelemiş olsun.
KUR'AN-I KERİM NE DİYOR!
Kur'an-ı Kerim'de Peygamberimize ithafen Allahu Teala şöyle buyuruyor. De ki: “Ben peygamberlerden ilk defa gelmiş biri değilim. Onların hepsi gibi ben de, bana ve size ne olacağını bilemem. Ben ancak bana vahyolunana uyarım; çünkü ben, sadece bir uyarıcıyım.” (Ahkaf 9)
Bu ayeti kerime Peygamber efendimizin kendi sonunun ne olacağını bilemeyeceğini ifade ediliyor. Kendi sonunun ne olacağını bilemeyecek olan bir peygamber arkadaşlarının sonunun ne olacağını nasıl bilebilir ve onları nasıl cennetle müjdeleyebilir?
'GAYP' BİLGİSİ ALLAH'A AİTTİR
İnsanların cennetle müjdelenmesi gayb bilgisinin ihlali ile ilgili bir durumdur. Kur'an'da Allahü Teala gayıp ile ilgili farklı ayeti kerimelerde şöyle buyurmaktadır:
✓De ki: “Allah dilemedikçe kendim için ne bir faydaya ne de bir zarara gücüm yetebilir. Eğer gaybı bilseydim, elbette bundan bol bol faydalanırdım ve başıma hiçbir kötülük de gelmezdi. Fakat, ben ancak iman edecek kimseler için bir uyarıcı ve müjdeciyim.” (A'raf 188)
✓“De ki: “Gayb ancak Allah'ındır…” (Yûnus 20)
✓“Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a mahsustur. Bütün işler ona döndürülür…..” (Hûd 123)
Bu ayeti kerimeler ışığında aşereyi mübeşşere kavramı değerlendirildiğinde peygamber efendimizin adı geçen sahabeleri dünyadayken cennette müjdelemiş olaması Kur'an yasalarına aykırı durmaktadır. Adı geçen sahabi efendilerimiz canlarıyla mallarıyla İslam uğruna ciddi fedakarlıklar da bulunmuş kimselerdir. Bu özellikleri dolayısıyla peygamber efendimiz bu kişiler hakkında hüsnü zanda bulunmuş, iyi dilek ve temennilerini bildirmiştir. Günümüzde bizler de iyi insanlar için "sen inşallah cennetliksin" şeklinde hüsnü zanlarımızı ifade ederiz. Peygamber efendimizin ortaya koyduğu duygu da budur. Ancak bu durum yanlış değerlendirilmiş ve dünyadayken bu kişilerin cennette müjdelendiklerine hamledilmiştir.
10 SAHİBİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ:
Aşere-i mübeşşereden sayılan bu 10 sahibinin kendilerine has özellikleri bulunmaktadır. Meselâ:
✓Hepsi Mekke'de Müslüman olan ilk sahabilerdir.
✓Hz. Peygamber'e ve İslâm davasına büyük katkıları olan kişilerdir.
✓Bu büyük sahabilerin hepsi İslâm devletinin müşriklere karşı giriştiği ilk büyük cihat hareketi olan Bedir Savaş'ına katılmışlardır.
✓Hz. Peygamber'i ve İslâm'ı sonuna kadar koruyacaklarına dair Hudeybiye'de(Rıdvan) Bey'at etmişlerdir.
✓İslâm akidesi için Allah yolunda en yakın akrabalarına karşı çarpışmaktan geri durmamışlardır.
FAKAT:
✓Tamamı Kureyş kabilesine mensuptur ve hepsi muhacirdir.
✓İçlerinde Ensar (Medineli) kökenli sahabi yoktur.
✓Nesep olarak hepsinin peygamber efendimiz ile akrabalık bağı vardır.
Bu sebeple, “Aşere-i Mübeşşere” ifadesini “Kureyş’ten cennetle müjdelenmiş on kişi” olarak anlamak daha doğru olacaktır.
Nitekim konuya ait rivayetlerde de “Aşeretün min Kureyşin Fi’l-cenne” ifadesine rastlanmaktadır.
✓Hepsi soylulardan oluşmaktadır. Köle kökenli sahabeler aşere-i mübeşşerede listesinde yer almamaktadır. (Bilal-i Habeşi, Ammar Bin Yasir, Zeyd Bin Harise..vs)
✓Aşırı-i mübeşşerede kadın sahabiler yer almamaktadır.(Hz Hatice, Hz Fatıma, Hz Aişe.. vs)
✓Bazı kaynaklar Sait Bin Zeyd yerine İbni Mesut'u Aşırı-i Mübeşere listesinde göstermektedirler. Bu da listenin bütün kaynaklarda aynı şekilde geçmediğini göstermektedir.
✓Bazı kaynaklar cennetle müjdelenmiş sahabelerin isimlerini 7, bazı kaynaklar ise 8 kişi olarak göstermektedir. Pek çok kaynakta sayı 10'a tamamlanmamaktadır.
Sonuç olarak şunu söylemek mümkündür. Aşere-i mübeşşere kavramı dünyadayken cennetle müjdelenmeyi değil peygamber efendimizin adı geçen sahabelere verdiği değeri ve onlar hakkında bulunduğu hüsnü zannın ifadesidir. Kaynaklar incelendiğinde adı geçen sahabeler dışında pek çok sahabi için peygamber efendimizin aynı hüsnü zanlarını ifade ettiği görülmektedir. Örneğin; Hz Hatice ve Hz Fatıma için Cennet kadınlarının büyüklerinden olacakları yine Hz Hasan ve Hüseyin için cennet gençlerinin büyüklerinden olacakları şeklindeki hüsnü zanları bu minvaldedir. Bu durum cennetle müjdelenen sahabe sayısının 10 değil daha fazla olduğunu göstermektedir.
Dünyadayken cennet ile müjdelenmiş olmak gayb bilgisinin Allah'ın elinde olduğu yasasıyla uyuşmaz. Konuyla ilgili peygamber efendimizin farklı kaynaklardaki beyanları aşereyi mübeşşere kavramını hükümsüz hale getirmektedir.
En doğrusunu şüphesiz ki Allahu Teala bilir.
Vesselam.