Biz tarihçiler bırakın Hz. Peygamberin doğum gününü, doğum yılında bile ittifak edemezken bazı haddini bilmezler peygamberin ana rahmine düştüğü geceyi bile (haşa) tespit ettiklerini iddia ediyorlar. 

 

Bu tespitin hemen ardından tamamen bidât bir uygulama olan ve "Regâip Kandili" adı verilen merasimler silsilesini başlatmayı da ihmal etmiyorlar... 

 

Günümüzün modern tıpbı bile bir çocuğun ana rahmine düştüğü günü tespit etmekte yetersiz kalırken 1400 yıl önceki tıp ile bu durumun tespitini nasıl yaptınız diye bu iddia sahibi beyinsizlere sormak lazım. 

 

Ayrıca, Kur’an’da Regaip Kandili ile ilgili herhangi bir bahis yoktur. 

 

Bu geceye saygı gösterilmesini isteyen herhangi bir hadis de yoktur. 

 

Sadece bazı hadislerde Recep ayı için herhangi bir gün belirtilmeden oruç tutulması tavsiye edilir. 

 

Kur'an, receb ayını haram aylar içerisinde saymaktadır. 

 

Bu itibarla haram aylar içerisinde yer alması Recep ayına ayrı bir hususiyet katmaz. 

 

Zira, recep ayını dinen kutsal ve özel bir aya dönüştürecek elimizde herhangi bir veri de yoktur. 

 

Fakat bazı tasavvuf eserlerinde; Hz. Peygamber’in Regaip gecesinde ana rahmine düştüğü, bu vesileyle receb ayının ilk perşembe gününü oruç tutup, gecesinde Regaib namazı adıyla bir namaz kılmanın sevap olduğu ve bu gecenin pek çok faziletinin bulunduğu yönünde rivayetlere yer verilmiştir. 

 

Bu rivayetler pek çok büyük hadis alimlerimizce incelenmiş ve nihayetinde bu rivayetlerin asılsız olduğu yönünde kanaat belirtmişlerdir. 

 

İbnü’l-Cevzî, Regaib orucu ve namazıyla ilgili hadisin Zâhid Ebü’l-Hasan Nûreddin Ali b. Abdullah b. Hüseyin b. Cehdam (ö. 414/1024) tarafından uydurulduğunu ve hadisin başka hiçbir kaynakta geçmediğini belirtir. (el-Mevżûʿât)

 

Mevcut durumu incelendiğimizde; Hristiyanların ve Yahudilerin dinlerinin orijinalliğini bozmak adına dine sürekli ilaveler ve çıkartmalar yaptıkları bilinmektedir. 

 

Bizdeki bir takım çevrelerin Bid-atı Hasane (hayırlı bidat) adı altında İslamın orijinalitesini bozmak adına bir takım ilaveler ve çıkarmalar yapma cüretkarlığında bulunduklarıda bilinmektedir. 

 

İşin üzücü tarafı şudur k: bu hadsizlerin cürretkarlıkları maalesef halk nezdinde itibar görmüş ve bidât içerikli birtakım dini merasimlerin dine ilave edilmesine sebep olunmuştur.

 

Üstelik bu delalet sahipleri Regaip gecesini kutsi bir havaya bürümek için: 

"Evet böyle bir uygulama Hz peygamber döneminde yoktu, sahabeler ve hulefa-i raşidin döneminde yoktu. Tabiin döneminde yoktu. Tebe tabiin döneminde de yoktu. Fakat camilerde toplanıp namaz kılmamızda nasıl bir sakınca olabilir ki !" diye astarı yüzünden büyük kabahat bir soruyla karşınıza çıkabiliyorlar.

 

Madem böyle bir gece Allah'ın emri değildir, peygamberin uygulaması değildir, sahabelerin ve tabiinin uygulaması da değildir böyle çirkin bir bidatı dini sokmaya haya etmez misiniz? 

 

Üstelik farz ibadetlerin önüne geçecek kadar bol bonuslu bir gece tesis etmek suretiyle insanların bu geceleri günah çıkartma gecelerine dönüştürmelerine sebep olduğunuzu görmez misiniz?

 

Size diyeceğim o ki; Yeter artık! 

 

Bırakın şu dinin ayarlarıyla oynamayı. 

 

Dini, Kur'an ve hadis bağlamının dışına çıkartarak uydurulmuş yeni bir din icat ettiniz.

 

Yeter artık! 

 

Allah'tan korkun! 

Allah'tan korkun!

 

Vesselam.