"Çiftçi, milletin efendisidir." 

 

Bu söz bize ait. 

 

Fakat herkes çok iyi biliyor ki Türk çiftçisi, hiçbir zaman milletin efendisi olmamıştır. 

 

Türkiye'de "tarım, çiftçi, efendi" üçgeninde son derece dramatik sahneleri yaşandığını söylemeye gerek mi var?

 

Peki, Avrupalı çiftçinin durumu nasıl diye baktığımızda, Türkiye ile Avrupa arasında 'köylü milletin efendisidir' sözünün kıyas kabul edilemeyecek kadar avrupalı çiftçiye daha çok oturduğunu söylemek mümkün.

 

Örneğin, Avrupalı çiftçiler günlerdir tarım politikalarının yanlış uygulandığı iddiasıyla hükümetlerine kimin efendi olduğunu sert bir protesto ile hatırlatıyorlar.

 

Tarım politikalarındaki yanlışlıkların düzeltilmesini demokratik protesto hakları ile sağlamaya çalışıyorlar.

 

✓Bu durum, Avrupalı çiftçilerdeki hak arama anlayışlarının toplumsal duyarlılığa nasıl dönüştüğünü..? 

 

✓Türk çiftçilerinin ise sorunlar karşısında susmayı neden tercih ettiğini..?

 

✓Toplumsal ve bireysel reflekslerin neden gösterilmediğini bu durumun altında yatan hakikat tablosunun ne olduğunu incelemeyip anlamayı zorunlu kılıyor. 

 

Durum incelendiğinde, Türk çiftçilerinin bir takım psikiyatrik travma belirtileri gösterdiğini somut örneklerle gözlemlemek mümkün. 

 

Mesela: 

 

✓Türk çiftçisi ürünü para etmediğinde ürününü tarlada terk ederek sosyal ve siyasal bir tepki vermeye çalışıyor.

 

✓Yada, ürününü toplayıp şehir meydanlarında imha ederek tepkisel davranışını öfke nöbetleriyle ifade etmeye çalışıyor.

 

✓Bazen de meyve fidelerini kökünden sökerek sosyal bir mesaj vermeye çalışıyor. (Sizi aç bırakırım)

 

✓Psikiyatrik davranış bozuklukları sergileyerek tepkisini dışa dönük değil içe dönük olarak yansıtıyor ve zararı sadece kendisine veriyor. 

 

✓Tepkisini kırıp dökerek değil içine atarak suskunlukla çözmeye çalışıyor.

 

✓Türk çiftçisinin olaylar karşısında ki en büyük tepkisel davranışı olaylar karşısında sadece susmak!

 

Biraz düşününce, Türk çiftçisinin batıdan alması gereken en önemli şeyin sadece modern tarım aletleri ve yöntemleri olmadığını açık yüreklilikle söyleyebilirim.

 

Direnme, yanlış tarım politikaları karşısında mücadele etme, hakkını arama...

 

Bunlar Türk çiftçisinin terminolojisinde pekte yer alan eylem ve söylemler değil...

 

Neyse...

 

Bazen uzun uzun konuşup çok şey anlatmaya çalışmak iyi bir yol olmayabilir.

 

Bazen de 'Susarak' kelimelerle ifade edilemeyen pek çok şeyi böyle anlatmaya çalışmak daha iyi bir yol olabilir.

 

Anlayana elbette..

 

O zaman hadi hep beraber susalım. 

 

Türkiye'deki tarım politikalarının çok iyi gittiğini hayal ederek hiç değilse psikolojik dünyamızı pembe hayallerle süslemeye çalışalım.

 

Hayal kurmakta suç değilse elbet.

 

Vesselam.