google.com, pub-8265582019104083, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Kahvaltılık çalan adamın ülkesinde milyonları konuşmak

Abdurrahman Akçal

30-09-2026 19:21

Ağustos 2026 itibarıyla dört kişilik ailenin açlık sınırı 37.388 TL, yoksulluk sınırı 121.786 TL. Yanlış okumadın sevgili Hafız.! Yüz Yirmi Bir Bin lira maaş almıyorsan, net fakirsin!

Adıyaman’da pazara çıkmak artık alışveriş yapmak değil, neyi alamayacağına karar vermek demek. Emekli domatesi eline alıp geri bırakıyor, asgari ücretli kasabın önünden başını çeviriyor, anne çocuğuna alamadığı şey için “Evde var” diyor. Bir zamanlar iki yüz lirayla birkaç poşet dolarken bugün aynı para tek poşetin dibini zor görüyor. Memleketin gerçek ekonomik göstergesi tablolar değil; pazar filesi, market kasası ve ayın ortasında boşalan cüzdan.

AK Parti bir zamanlar yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele iddiasıyla iktidara geldi. İsmet Özel’in pek güzel sözüdür: “Allah insanı iddiasından vurur!” İnsan bazen gerçekten iddiasından vuruluyor. Yoksullukla mücadele diyerek çıktığın yolda emekli pazardan eli boş dönüyorsa, yolsuzlukla mücadele dediğin ülkede milyarlarca liralık dosyalar konuşuluyorsa, dönüp o eski sloganlara bir daha bakacaksın. Vatandaş büyüme oranını ekmeğin arasına koyup yiyemiyor, millî gelir tablosunu çocuğunun beslenme çantasına koyamıyor. Ekonominin iyi olup olmadığını sabah peynirin fiyatından, akşam cebinde kalandan anlıyor.

Tam da böyle bir ortamda Samsun’da geçmiş zamanlarda yaşanan, 49 yaşındaki bir adamın marketten peynir, sucuk ve kahvaltılık ürünler çaldığı haberinin yeniden dolaşıma girmesi insanın yüzüne tokat gibi çarpıyor. Adam televizyon çalmıyor, telefon çalmıyor, kuyumcu soymuyor. Kahvaltılık çalıyor. Hırsızlık elbette suçtur; ama bir insanın kahvaltılık çalacak noktaya gelmesini yalnızca karakol tutanağıyla açıklarsanız, memleketin asıl meselesini görmezsiniz.

Hafızamızda baklava çalan çocuklar vardı. Şimdi yanına kahvaltılık çalan orta yaşlı bir adam eklendi. Ziya Paşa’nın “Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz, birkaç kuruşu mürtekibin cayı kürektir” sözü son yaşananlara bakınca, yine dilime pelesenk oldu. Bir tarafta fonlar, milyarlar, olağanüstü kazançlar, büyük para hareketleri konuşuluyor; öte tarafta gariban peynirle sucuğun hesabını veriyor. Küçüğün suçunu aklamıyorum. Büyüğün hesabı da küçük kadar hızlı sorulsun diyorum. Adalet garibanın adresini ezbere biliyor da büyük paranın izini bulmakta zorlanıyorsa orada yalnızca terazi değil, vicdan da bozulmuştur.

İktidarın halktan koptuğu ortada. Makam arabasının camından pazar filesi görünmüyor, protokol masasındaki kurabiyenin fiyatı sorulmadığı için markette peynirin kaç lira olduğu da unutuluyor. Koruma, danışman, konvoy, alkış ve “Sayın Bakanım” kalabalığı içinde gerçek hayat kayboluyor. Ama bu tablonun bütün faturasını iktidara kesip muhalefeti temize çıkarmak da ucuzculuk olur.

Çünkü muhalefetin önemli bir bölümü iktidarın her hatasını kendi başarısı sanıyor. Hayır, rakibinin kötü olması seni iyi yapmaz. Bu kadar hayat pahalılığına, geçim sıkıntısına ve toplumsal öfkeye rağmen kendini güçlü bir alternatif olarak kabul ettiremiyorsan, bunun adı da başarısızlıktır.

Bazı il ve ilçe başkanlarına bakıyorsunuz; koltuğa oturunca zannedersiniz Nirvana’ya ulaşmış. Arkada genel başkan fotoğrafı, masada çay, kapıda birkaç partili; siyaset tamam. Haftada iki paylaşım, ayda bir esnaf ziyareti, cenazede fotoğraf, düğünde el sıkışma; sonra “Halkımızın yanındayız.” Hangi halkın? Pazarda fileyi dolduramayan emekliyi tanıyor musun? Asgari ücretlinin ayın yirmisinden sonra neyle yaşadığını biliyor musun? Çiftçinin, esnafın, işçinin kapısını seçim dışında çaldın mı? Yoksa parti binasında oturup iktidarın hata yapmasını beklemek daha mı kolay?

Muhalefet dediğin siyasi akbaba değildir. Vatandaş zaten geçinemediğini biliyor; bunu ona yeniden anlatmak marifet değil. Nasıl düzeleceğini söyleyeceksin. Emekliyi nasıl rahatlatacağını, çiftçiyi nasıl ayakta tutacağını, esnafı nasıl kurtaracağını anlatacaksın. Bunu yapamıyor, halka ulaşamıyor, kendi parti içi koltuk hesaplarını memleket meselesinden önemli görüyorsan sonra dönüp “Bu iktidar neden hala gitmiyor?” diye sormayacaksın. Aynaya bakacaksın.

İktidarın beceriksizliği kadar, muhalefetin kifayetsizliği de bu düzenin ömrünü uzatıyor. Vatandaş akşam eve ne götüreceğini düşünüyor, siyasetçi kimin il başkanı olacağını; emekli peynir hesabı yapıyor, onlar delege hesabı. Sonra herkes kürsüye çıkıp millet adına konuşuyor.

Oysa marketten kahvaltılık çalan adam, bu ülkenin ekonomik durumunu yüz sayfalık rapordan daha kısa anlatıyor. Bir tarafta milyarlar uçuşuyor, öte tarafta bir adam peynirle sucuğun hesabını veriyor.

Bir gün de millet adına konuşmayı bırakıp milletin nasıl yaşadığına bakın.

Poşet hafifledi. Öfke ağırlaştı.

DİĞER YAZILARI Bordo-Mavi, Ay-Yıldız ve Uzak Bir İrlanda Hikayesi 01-01-1970 03:00 Foncu Fatma'nın 2 milyarı yem mi? 01-01-1970 03:00 Orwell yaşasaydı kitabın adını 2026 koyardı 01-01-1970 03:00 Futbol, Sadece Futbol Değildir.! 01-01-1970 03:00 Bakan Mehmet Nuri Ersoy, Adıyaman’a Hoş Geldiniz: Bu Kez Hangi Masalı Anlatacaksınız? 01-01-1970 03:00 Gerçek Vergi Rekortmeni Adıyamanılardır: Listeye Giremeyen Ebuzer'in Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adalet Kime, Kalkinma Nereye? 01-01-1970 03:00 ATSO’da Rakibe KVKK, Yönetime Üye Listesi mi.? 01-01-1970 03:00 Kahta Öğretmenevi’nde Ne Oldu? 01-01-1970 03:00 Maskeli hesaplarda ‘Cesaret’: Bir itiraz yazısı 01-01-1970 03:00 Demokrasi Geliyor, Açın Kapıları.. 01-01-1970 03:00 Soru Sormanın Suç, Susmanın Makbul Sayıldığı Adıyaman’da Gazeteci Olmak 01-01-1970 03:00 KESK’ten Anahtar Parti’ye aynı sorun.... 01-01-1970 03:00 Adıyaman’ın Sessiz Kahramanları: Madenciler… 01-01-1970 03:00 Gazeteciyi kolundan tutup atanlar… 01-01-1970 03:00 İsmini “Adıyaman”la süsleyip ruhunu bir yerlere kiralamış dernekler, 01-01-1970 03:00 Okulda Öğretmen, Dışarıda Tüccar: Eğitimde Sessiz Bir Çetenin Anatomisi 01-01-1970 03:00 Anne yetiş, dershaneyi polis bastı.... 01-01-1970 03:00 Adıyaman 1984: Elektronik Kelepçe Çağı 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin güvenlik doktrini ve savunma sanayi gerçekleri: Sıradaki olmamak için ne yapıyoruz? 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet İlkokulu Cinayeti 01-01-1970 03:00