google.com, pub-8265582019104083, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Bordo-Mavi, Ay-Yıldız ve Uzak Bir İrlanda Hikayesi

Abdurrahman Akçal

04-10-2026 18:55

Yedi- sekiz yıl önce, Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde doğup daha sonra İrlanda’ya yerleşen ses sanatçısı arkadaşım Aslı Stokes anlatmıştı. Aslı’yı hep Türkiye ile İrlanda arasında gönüllü bir kültür elçisi olarak görmüşümdür. Yaşadığı ülkenin yalnızca müziğini, insanını, gündelik hayatını değil, Türkiye ile kesişen hikayelerini de bulur anlatırdı. Drogheda ve şhrin takımı Drogheda United da o hikayelerden biriydi.

Bir gün bana İrlanda’da bordo-mavi renklere sahip, armasında ay ve yıldız bulunan bir futbol kulübünden söz etti: Üstelik Trabzonspor’la da zaman içinde gelişen özel bir dostlukları vardı. İlk duyduğumda bana da garip gelmişti; İrlanda’da bordo-mavi bir takım, göğsünde ay-yıldız ve karşısında Trabzonspor. İnsan ister istemez “Bunun arkasında ne var?” diye soruyor. Ben de o gün dinledim, aklımın bir köşesine koydum. Aradan yıllar geçti, 1 Ekim akşamı iki takım Trabzon’da aynı sahaya çıkınca o eski sohbet yeniden karşıma geldi.

Drogheda’nın hikayesi futbol sahasında başlamıyor. Ucu 1840’ların İrlanda’sına, Büyük Kıtlık yıllarına ve Sultan Abdülmecid’e kadar gidiyor. Patates ürününü yok eden hastalık ülkeyi açlığın içine sürüklemiş, insanlar ölmüş, yüz binlercesi göç etmek zorunda kalmıştı. O günlerde Sultan Abdülmecid’in İrlanda’ya yardım ettiği biliniyor. İrlandalıların Sultan’a gönderdiği teşekkür mektubu da bu yardımın unutulmadığını gösteriyor.

Sonrası yıllardır anlatılan o meşhur hikaye. Yardım gemileri, Drogheda Limanı, ay-yıldız, Osmanlı’ya duyulan minnet… Hikayenin hangi kısmı belge, hangi kısmı şehir hafızası, hangi kısmı zamanla büyümüş bir anlatı, bunu tarihçiler ayırsın. Ben artık o tartışmanın peşine düşmenin bu yazının ruhunu bozduğunu düşünüyorum. Çünkü ortada zaten çok daha önemli bir şey var: Drogheda bu hikayeyi hala kendi hafızasının bir parçası olarak görüyor.

Bunun en açık göstergesi de Trabzonspor maçında giydikleri özel forma oldu. Açık mavi forma, bordo yaka ve kol detaylarıyla zaten iki kulübün ortak renklerini taşıyordu. Göğüste Türkiye ve İrlanda bayrakları vardı; altında “Trabzonspor vs Drogheda United – 1st October 2026” yazıyordu. Formanın alt bölümüne ise gemi işlemeleri yerleştirilmişti. Yani Drogheda United, yaklaşık iki asırdır anlatılan hikayeyi bir basın bülteninde bırakmadı; sahaya giyerek çıktı.

Bence asıl dikkat çekici olan da bu. Drogheda tarafında bu anlatı artık bir hafıza meselesine dönüşmüş. Formada yaşıyor, kulüp anlatısında yaşıyor, belgeselde yaşıyor. “An Gorta Mór – The Star & The Crescent” adıyla hazırlanan belgesel de Büyük Kıtlık, Osmanlı yardımı, Drogheda ile Türkiye arasındaki bağ ve Trabzonspor kardeşliğini aynı hikayenin içinde topluyor.

İşin futbol tarafı ise yaklaşık 160 yıl sonra başlıyor. 2000’li yıllarda Trabzonsporlu taraftarlar Drogheda United’ı daha yakından tanımaya başlıyor. Önce aynı bordo-mavi renkler dikkat çekiyor, sonra ay-yıldızlı arma, ardından İrlanda ile Osmanlı arasında anlatılan eski hikaye. O yılların internet ortamında forumlar, taraftar sayfaları ve mesajlaşmalar üzerinden başlayan merak kısa sürede dostluğa dönüşüyor.

Sonra Drogheda United ekonomik olarak zor günler yaşamaya başlıyor. 2008 ve 2009 yıllarında kulübün geleceği ciddi biçimde tartışılır hale gelince Trabzonsporlu taraftarlar İrlanda’ya para gönderiyor. Drogheda yöneticilerinin yıllar sonra anlattığına göre Türkiye’den gelen zarfların içinden kulübe destek olmak için gönderilmiş paralar çıkıyor. Bana göre bütün hikayenin en güçlü kısmı burada. Çünkü burada efsane yok, sembol yok, tarih tartışması yok. Zor durumda olan bir kulüp var ve binlerce kilometre öteden ona el uzatan insanlar var.

Bir zamanlar İstanbul’dan İrlanda’ya yardım gidiyor, yıllar sonra bu kez Trabzon’dan Drogheda’ya. Aradan yüz yılı aşkın zaman geçmiş, insanlar değişmiş, devletler değişmiş, futbol ortaya çıkmış ama bir şekilde aynı yol yeniden bulunmuş. Kardeşlik dediğimiz şey de herhalde tam olarak böyle bir şey. Aynı dili konuşmak değil, aynı şehirde yaşamak değil; karşı taraf sıkıştığında onun adını hatırlamak.

Bu dostluk zamanla kulüplerin de resmi ilişkisine dönüştü. 2013 yılında iki takımın İrlanda’da bir dostluk maçı oynaması planlandı. Trabzonspor gitti, taraflar buluştu, hediyeler verildi ama şiddetli yağmur nedeniyle saha oynanamaz hale gelince maç iptal edildi. Yani iki takımın sahada karşı karşıya gelme işi o gün yarım kaldı.

13 yıl sonra, 1 Ekim 2026’da hikaye Trabzon’da tamamlandı. Üstelik bu karşılaşma sıradan bir hazırlık maçı olarak da planlanmamıştı. Türkiye ile İrlanda arasındaki diplomatik ilişkilerin 75. yılına denk geliyordu. Drogheda’dan gelen heyetler, iki şehir arasında kurulan temaslar, özel forma ve belgesel çalışması da maçın futbolun çok ötesinde bir anlam taşıdığını gösteriyordu.

Ben o akşam maçı izlerken yeniden Aslı Stokes’u düşündüm. Yedi yıl önce anlattığı şey o gün benim için İrlanda’dan gelen ilginç bir hikayeydi. Şimdi sahada karşılığı vardı. Bir tarafta Trabzonspor, diğer tarafta Drogheda United. Aynı renkler, ay-yıldız, iki ayrı ülke ve aralarında yıllara yayılan bir dostluk.

Drogheda United maçı 1-0 kazandı. Skor bu. Ama bu hikayede bana sorarsanız en çabuk unutulacak ayrıntı da bu olacak. Yıllar sonra kimse kaç korner kullanıldığını, kimin kaç şut çektiğini hatırlamayacak. Ama İrlanda’daki bordo-mavili, ay-yıldızlı bir kulübün neden Trabzonspor’a kardeş dediği anlatılmaya devam edecek.

Benim Drogheda hikayem de Aslı Stokes’un anlattıklarıyla başlamıştı. Yıllar sonra aynı hikaye bu kez bir futbol maçında, özel bir formanın üzerinde, tribünlerde ve sahada yeniden karşıma çıktı.

Bazen bir hikayenin gerçek olup olmadığını yalnızca arşivler belirlemiyor. İnsanların onu nasıl taşıdığı da belirliyor.

Drogheda bu hikayeyi taşıyor.

Trabzon da öyle.

DİĞER YAZILARI Kahvaltılık çalan adamın ülkesinde milyonları konuşmak 01-01-1970 03:00 Foncu Fatma'nın 2 milyarı yem mi? 01-01-1970 03:00 Orwell yaşasaydı kitabın adını 2026 koyardı 01-01-1970 03:00 Futbol, Sadece Futbol Değildir.! 01-01-1970 03:00 Bakan Mehmet Nuri Ersoy, Adıyaman’a Hoş Geldiniz: Bu Kez Hangi Masalı Anlatacaksınız? 01-01-1970 03:00 Gerçek Vergi Rekortmeni Adıyamanılardır: Listeye Giremeyen Ebuzer'in Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adalet Kime, Kalkinma Nereye? 01-01-1970 03:00 ATSO’da Rakibe KVKK, Yönetime Üye Listesi mi.? 01-01-1970 03:00 Kahta Öğretmenevi’nde Ne Oldu? 01-01-1970 03:00 Maskeli hesaplarda ‘Cesaret’: Bir itiraz yazısı 01-01-1970 03:00 Demokrasi Geliyor, Açın Kapıları.. 01-01-1970 03:00 Soru Sormanın Suç, Susmanın Makbul Sayıldığı Adıyaman’da Gazeteci Olmak 01-01-1970 03:00 KESK’ten Anahtar Parti’ye aynı sorun.... 01-01-1970 03:00 Adıyaman’ın Sessiz Kahramanları: Madenciler… 01-01-1970 03:00 Gazeteciyi kolundan tutup atanlar… 01-01-1970 03:00 İsmini “Adıyaman”la süsleyip ruhunu bir yerlere kiralamış dernekler, 01-01-1970 03:00 Okulda Öğretmen, Dışarıda Tüccar: Eğitimde Sessiz Bir Çetenin Anatomisi 01-01-1970 03:00 Anne yetiş, dershaneyi polis bastı.... 01-01-1970 03:00 Adıyaman 1984: Elektronik Kelepçe Çağı 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin güvenlik doktrini ve savunma sanayi gerçekleri: Sıradaki olmamak için ne yapıyoruz? 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet İlkokulu Cinayeti 01-01-1970 03:00